Yazar: hibya

  • En Güzel İsimler: Esmaü’l Hüsna Sergisi  İstanbul Lale Vakfı’nda Açılıyor

    En Güzel İsimler: Esmaü’l Hüsna Sergisi İstanbul Lale Vakfı’nda Açılıyor

    İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü tarafından hazırlanan “En Güzel İsimler: Esmaü’l Hüsna” Sergisi Esmaü’l Hüsna’yı oluşturan Yüce Allah’ın 99 adının ebru, seramik ve el nakışı sanatlarıyla yazılarak tamamlandı. Sergi, İstanbul Lale Vakfı’nda 24 Mart – 2 Nisan tarihleri arasında gezilebilecek.

    İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü tarafından “Güzeli Güzel ile Anlatmak” üzere hazırlanan; “En Güzel İsimler: Esmaü’l Hüsna” Sergisi İstanbul Lale Vakfı’nın ardından yurt içi ve yurt dışında sergilenmeye devam edilecek. Sergide Allah’ın 99 ismi geleneksel ebru, nakış ve seramik sanatları ile gözler önüne seriliyor. Enstitü öğretmeni Hattat Ömer Faruk Özoğul’un kalemiyle başlayan çalışmalar, atölyelerdeki öğretmen ve ustalar tarafından tamamlandı; Allah’ın isimleri suya, kumaşa ve toprağa özenle işlendi.

    Sergide, Enstitü’de üretilen, özellikle lale desenli tekstil, seramik, el nakışı ürünler de yer alıyor. Müzede, sergi süresince İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü tarafından lale motifli nakış, tahta boyama ve seramik workshopları da düzenlenecek.

    TÜRK SANATINDA EN ÇOK KARŞILAŞILAN ÇİÇEK: LALE

    Lale motifi, Osmanlıdan günümüze tüm el sanatlarında en çok kullanılan desen olarak kabul ediliyor. Selçuklular zamanından başlayarak lale, Anadolu Türk Sanatı’nın önemli bir figürü olmuştur. Bugün başta İstanbul olmak üzere pek çok anıtsal bina ve sanat eseri lale figürleriyle süslüdür. Topkapı Sarayı’nda III. Ahmet zamanında yapılan Yemiş Odası’nın duvarlarını ve pek çok camiyi süsleyen çiniler, kalem işleri, cam eserler ve tezhipler bilhassa 16. yüzyılda önem kazanmış laleler ile bezenmiş. Lale, ebru sanatından minyatüre, seramikten kumaşlara, halı ve kilimlerden yapıların duvarlarına her alanda karşımıza çıkmakta. II. Süleyman’ın, Yavuz Sultan Selim ve III. Murat’ın yalnızca lâle motifi kullanılmış kaftanları bulunuyor.

    İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü

    Türkiye’de ilki 1945 yılında açılan ve bugün ülkemizdeki otuz enstitüden biri olan İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü; Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne bağlı olup 2 yıllık mesleki eğitim ve kısa süreli beceri eğitimleri veren, sektöre kalifiye eleman yetiştiren, geleneksel Türk mutfak, giyim ve el sanatlarının araştırma, tasarım, üretim ve tanıtım yoluyla gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlayan yaygın eğitim kurumudur.

    İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü, öncelikle kendi kültür hafızasını geliştirmek amacıyla araştırmalar ve incelemeler yaparak bu değerleri projelendirir. Bu kapsamda Enstitü; resmî, özel, özerk tüm kurum ve kuruluşlarla iş birliği içerisinde Türk kültürünü tanıtmayı millî görev saymaktadır.

    İstanbul Lale Vakfı

    İstanbul Lale Vakfı, Türkiye genelinde lalelerin yaygınlaştırılması, lale türlerinin araştırılarak çoğaltılması, ulusal ve uluslararası platformda tanıtılması, bilinirliğinin artırılması ve üretiminin geliştirilmesi; lalenin Türk kültür ve sanat hayatındaki yerinin araştırılması ve bu konuda yapılmış bilimsel çalışmaları ve eserleri tanıtmak, sergilemek amacıyla 2016 yılında kuruldu. İstanbul Lale Vakfı, adı ile özdeşleşen Emirgan Korusu sınırlarındadır. Vakıf, 1871-1878 yılları arasında Emirgan Korusu’nda inşa edilen köşklerin müştemilatı olarak kullanılan binada yer almaktadır. 19.yy’ın ikinci yarısında Sultan Abdülaziz bugün Emirgan Korusu olarak bilinen bu alanı Mısır Hidivi İsmail Paşa’ya vermiştir. Köşklerin alt tarafında kalan yapı at ahırı, hizmetlilerin ve lojistik ihtiyaçlarının karşılandığı, içinde çamaşırhane, mutfak, ekmek fırını ve benzeri birimlerden oluşan bir yapı olduğu düşünülmektedir.  Vakıf bünyesinde yer alan Müze’de, lalenin bir çiçek olarak gelişiminin yanı sıra Osmanlı’dan günümüze bir desen olarak yer almasının örneklerini görmek mümkün.

    Esmaü’l Hüsna Sergisi

    İstanbul Lale Vakfı

    Adres: Emirgan Korusu Koruyolu Cad. No 1 Sarıyer İstanbul

    Sergi 24 Mart-2 Nisan 2023 tarihleri arasında saat 10.00-17.00 arasında gezilebilir.

     

  • Koyu “Yokluğunda" albümü çıktı

    Koyu “Yokluğunda" albümü çıktı

     

     

    Koyu’nun yeni teklisi “Yokluğunda” 17.03.2023 (bugün) sevenleriyle buluşuyor. Kısa sürede büyük ilgi toplayan Koyu, “Yokluğunda” teklisiyle bahar aylarında çıkması beklenen EP’sinin haberini de duyurmuş oluyor.

     

    Şarkılarında, aşkı da ayrılığı da en gerçek halleriyle anlatan Koyu, “Yokluğunda” teklisinin video klibi ile bu kez sevenlerinin karşısına çıkıyor. Video klibin yapımcılığını RNG film üstlenirken yönetmen koltuğunda Ufuk Çavuş var.

     

    Fono Müzik etiketiyle yayımlanan “Yokluğunda” teklisinin söz ve müziği Doğancan Kösegil’e ait. Bas gitarda Burak Güngörmüş, elektro gitarda Giray Şipit, davulda Görkem Görmüş’ü dinliyoruz. Burak Gürpınar ve Arın Baykurt’un katkılarıyla Stüdyo Pür’de kaydedilen şarkının düzenlemesi ve Mix – Master’ı ise Umut Tosun’a ait.

     

  • Milli Rallici ve Mimar Siyaset Meydanında

    Milli Rallici ve Mimar Siyaset Meydanında

    Cemiyet hayatının ünlü Mimar’ı Merve Mermer, AK Parti’den İstanbul Millet vekili Aday Adayı oldu.

    Mimar Merve Mermer,  14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde Ak Parti İstanbul 2. Bölge’den Milletvekili Aday Adayı olduğunu açıkladı. Mermer, aday adaylığı müracaatını Ak Parti Genel Merkezi’ne yaptı. Mimar ve ralli pilotu Merve Mermer, 14 Mayıs’ta yapılacak milletvekili seçimlerinde  Ak Parti’den İstanbul 2.bölgeden Milletvekili Aday adayı olduğunu açıkladı.

    Yaptığı her işte başarıyı yakalayan, hırslı yapısı yanında, yufka yüreği ve sevecen kişiliğiyle tanınan Merve Mermer, yeni bir kulvarda hizmet yarışına girdi. Türkiye’yi ileriye götürebilmek amacıyla Ak Parti’den aday adayı olduğunu ifade eden Mimar Merve Mermer, ” Hayatım boyunca edindiğim tecrübelerim gerek spor, gerek mimarlık gereksede iş hayatımdaki bilgi ve beceri birikimimi Ak Parti’den milletvekili olarak siz değerli Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarının desteği ile Milletvekili olarak hizmet etmeyi bekliyorum ” dedi. Cesur ve atılımcı, farklılık yaratan yönleriyle iş hayatından sonra siyaset dünyasında farkını ortaya koymaya hazır olan Merve Mermer, siyaset dünyasının kendine uzak olmayan ama heyecan verici olduğunu vurguladı.

  • Yeme İsteği ile Baş Etmek İçin Neler Yapmalıyız?

    Yeme İsteği ile Baş Etmek İçin Neler Yapmalıyız?

    Beslenme Danışmanı Yasemin Özen İpek konu hakkında bilgiler verdi.

    Beden kitle indeksinin, yağ ve kas oranının dengeli olması sağlıklı bedene işarettir. İdeal fizik 90-60-90 demek değildir, bu tamamen bir algıdır işte bu sebepten yeme bozuklukları. Boy ve kilo oranının obez sınırda olmaması, yeterli ve dengeli beslenme ile mümkündür.

    Beden kitle indeksi nasıl hesaplama formülü; Beden kitle indeksi (BKİ), vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun metre cinsinden karesine bölünmesiyle hesaplanır. İdeal ağırlık ise ulaşılmak istenen VKİ’nin, boy uzunluğunun karesi ile çarpılmasıyla elde edilir.

    Son yıllarda hızlı yaşama uyum adı altında, değişime uğrayan yeme alışkanlıklarıyla birlikte hem gelişmiş hem de gelişmemiş olan toplumlarda yaşanan en büyük sağlık problemlerinden biri kilo artışının fazla olması yani obezitedir. Obezite genel tanımla vücudun yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması neticesinde vücut ağırlığının boy uzunluğuna göre istenilen seviyenin üzerinde bir değere ulaşmasıdır. Yetişkin bir kadında vücut ağırlığının % 20 ile 25’i arası yetişkin bir erkekte ise % 15 ile 18 arası yağ dokusundan oluşmaktadır.

    Bu verilen ölçüler normal değerlerdir. Bu değer kadınlarda %30’un erkeklerde ise %25’in üzerine çıkarsa kişi obez olarak kabul edilir. Ülkemizde de son yıllarda obezite rakamlarında artış gözlenmektedir.

    Peki sürekli oluşan yeme isteğini durdurmaya başlamak için nasıl adım atılmalıdır ?

    Öncelikle tokluk hissinin uzatılması gerekmektedir. Bozulmuş açlık şekeri, yanlış gıdalar ve paketli beslenme tokluk hissinden ziyade sadece ye beni hormonlarını çoğaltmakta ve bitmek bilmeyen açlık sonucu bedende yükler artmaktadır .

    Spor, hareket, su tüketimi, sedanter yaşam da obezitenin davetiyecisidir. Fakat şuan tok tutan besinlerden önce bedenimizi ele geçiren katkılardan arınmaya başlayarak süreci kontrol altına almalısınız .

    Sağlıklı beslenme sürecine başlarken dikkat ertmeniz gerekenler ;

    · Öğünlerden 30 dk önce 2 bardak ve öğünden 1 saat sonra 1 bardak su içmeyi ihmal etmemelisiniz.

    · Tüm gün aç kalmamaya özen göstermelisiniz ki, düşen kan şekerinizi yiyeceklere saldırıp birden yükseltmemelisiniz.

    · Akşam yemeklerinde karbonhidat tüketimini sınırlandırmalı sebze ve salata ağırlıklı beslenmelisiniz.

    · Öğünleri uzun uzun çiğnemeli ve sofradan 20 dk. Dan önce kalkmamalısınız. Beynin tokluk sinyalini 20. Dk da başlıyor.

    · Porsiyon kontrolü önemlidir, tabak tabak nohut, baklagil, et, peynir yemek bedeninizdeki kolestrol, yağ oranınızı arttırmaktadır.

    · Lifli gıdalar ile beslenmelisiniz.

    Yulaf: Yüksek lif içerir, su tutar ve bu saye oldukça doyurucudur.

    Çorba: Sıvı özellikteki besinlerin mideden çıkışı daha yavaştır. Bu besinler daha uzun süreli tokluk hissi verir.

    Sebzeler: Yüksek hacimli ve yağ oranı olmayan, kalorisi oldukça az olan brokoli, pırasa, havuç veya karnabahar gibi farklı türlerdeki sebzeler tokluk süreninizi uzatacaktır .

    Baklagiller: Nohut, bezelye, fasulye, barbunya gibi protein ve lif yönünden zengin baklagiller, uzun süreli tokluk sağlamaktadırlar.

    Tam tahıllar: Tam buğday, Çavdar gibi tam tahıllar içeriklerindeki yüksek lif sayesinde beyaz unla kıyaslandığında tok tutucu özellikleri çok daha fazladır.

    Yukarıda saydığım besinler tanı konulmuş rahatsızlığı ve ilaç besin etkileşimine dikkat edilerek tüketilmelidir. Bu besinleri öğünlerinize eklediğinizde kan şekeriniz dengelenecek, tokluk süreniz uzayacak ve bağırsak – mide mukozanız şifalanacaktır.

    Vücut Kitle İndeksi (VKİ) = Vücut Ağırlığı (kg.) / Boy uzunluğunun karesi (m2.)

    · 18,5 kg/m2 ve daha düşük değerler = Zayıf.

    · 18,5 ve 24,9 kg/m2 arasındaki değerler = Normal ağırlıkta.

    · 25,0 ve 29,9 kg/m2 arasındaki değerler = Kilolu.

    · 30,0 ve 34,9 kg/m2 arasındaki değerler = 1. derece obezite.

    · 35,0 ve 39,9 kg/m2 arasındaki değerler = 2. derece obezite.

  • Feyza Aydın Kılıç  Sıra dışı bir filmle geliyor

    Feyza Aydın Kılıç Sıra dışı bir filmle geliyor

    Güzel başrol oyuncusu Feyza Aydın Kılıç, yeni filmi “Motelde Katliam” ile 24 Mart’ta sinema seyircisiyle buluşmaya hazır. Kızı Aleyna Kılıç ile kameralar karşısına ilk kez geçen Feyza Aydın Kılıç, kendisi için bu filmin öneminin büyük olduğunu dile getirdi.

    HMK Film Yapım ve Murat Kuşçu yönetmenliğinde izleyiciyle buluşacak olan gerilim ve korku tarzındaki sinema filminin başrol oyuncusu Feyza Aydın Kılıç “Özel bir ön çalışma yapmadım. İçimde olan duyguyu anneyi oynadım, senaryoyu yönetmenimiz Murat Kuşçu ile yazarken karakterin içine girmiştim zaten, hiç bir projemde ön hazırlığa gerek duymuyorum senaryoyu okuyup sete girdiğim an o karakterin içinde oluyorum.

     

    Oyunculuk en basit şekliyle empati duymayla başlar çünkü her oynadığımız karakterin kimliğini üzerimize giyiyoruz. İşte bende bunu çok seviyorum, olmadığım bir karakterin içine girmek ve onu seyirciye yansıtabilmek bende zamanla bir tutku ve heyecana dönüştü” dedi. Ünlü oyuncu Feyza Aydın Kılıç,  projenin konusu gerilim ve korku,  çekimlerden öncede sonrada etkisinde kaldığını da sözlerine ekledi. Sevilen oyuncu Feyza Aydın Kılıç, 24 Mart tarihinde izleyici ile buluşacak olan “Motelde Katliam” isimli filmin izlenmesi gerekli olduğunu da vurguladı.

  • Zihinlerimizi iyileştirmemiz gerek

    Zihinlerimizi iyileştirmemiz gerek

    ‘Eğitimim İçin Elimi Tutar Mısın?’ sloganıyla başlattıkları iyilik hareketiyle depremden etkilenen üniversite öğrencilerinin geleceğine ışık tutan Türk Anneler Derneği (TAD) Bursa Şubesi üyeleri, Mart ayı toplantısında ise Yaşam Koçu Hava Şahin’den felaketin yarattığı olumsuz psikolojiden nasıl çıkılacağı konusunda bilgi aldı.

    Gerçekleştirdikleri sosyal sorumluluk projeleri ve verdikleri burslarla bugüne dek binlerce gencin hayatına dokunan TAD Bursa Şubesi, depremin hemen ardından bu kez felaketten etkilenen öğrenciler için harekete geçti. ‘Eğitimim İçin Elimi Tutar Mısın?’ isimli yeni projesiyle depremden etkilenen üniversite öğrencilerine burs sağlamak için gönüllü hareketini başlatan TAD Bursa Şubesi, önceki akşam da Mart ayı toplantısını gerçekleştirdi. Hem depremin ardından yapılan çalışmaları değerlendirip yardımların sürdürülebilirliği konusunu görüşen üyeler, konuşmacı konuk olarak da Yaşam Koçu Hava Şahin’i ağırladı. Meditasyon ve çeşitli teknik uygulamalarla bedenin ve ruhun nasıl arındıralacağı konusunda bilgiler veren Şahin, depremin yarattığı olumsuz psikolojiden nasıl çıkılacağının yol haritasını çizdi. Etkinliğin sonunda TAD Bursa Şubesi Başkanı Sibel Gönülkırmaz, Şahin’e çiçekle teşekkür etti.

  • Michaela Astro 5 Süper Güçten Biri Olacağız

    Michaela Astro 5 Süper Güçten Biri Olacağız

    Dünyaca ünlü astroloğumuz Micharla Astro, yaptığı öngörülerle adından yurt içi ve yurt dışında bahsettirmeye devam ediyor.
    Ünlü astrolog Türkiye’nin astrolojisinde Dünya üzerinde 5 süper güçten biri olacağımızı ve 2023 yılının ikinci yarısıyla bu çıkış başlayacağını ifade etti. Yaşanan felaket keşke hiç olmasaydı ama yaşandı ve ne büyük bir ulus olduğumuzu dünyaya gösterdi, aynı zamanda kısa sürede toparlanıyor olmamızda bir gözdağı oldu vurgusunu yaparken her felaketin ardından selamet gelecektir ifadesini kullandı.

    Yurt içi ve yurt dışı birçok siyasetçi. İş adamı ve magazin dünyasının ünlü isimlerini astrolojik danışmanlık veren Michaela Astro, geleceğe astroloji ilmiyle yatırım yapmaya başlandığını ve bunu keşfedenlerin bir adım önde olduğunu da sözlerine ekledi.

  • Göz Kapak Sarkması Kişiyi Yorgun Gösteriyor!

    Göz Kapak Sarkması Kişiyi Yorgun Gösteriyor!

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şeyda Atabay konu hakkında bilgiler verdi.
    Göz kapak estetiği, yaş alma ile birlikte göz çevremizdeki dokuların gergin durmaması sonucunda yaptırılan cerrahi operasyonlar bütünüdür. Birden çok ameliyat yapılarak birçok nokta düzeltilebilir.
    Bu ameliyat türü, görme yetimizi sağladığımız gözümüzün etrafında yapılan estetik çalışmalarının bütünüdür. Bu kapsamda göz kapağı düşüklüğü (sarkması), kaz ayağı, kaş düşüklüğü, göz altı torbaları gibi birçok cerrahi operasyon gerçekleştirilir.
    Son dönemlerde göz estetiği kapsamında göz kapağı sarkması ameliyatları çok fazla tercih edilmektedir. Blefaroplasti olarak da geçen bu sorun oldukça kısa zaman dilimi içerisinde çözüme kavuşturulmaktadır.
    Göz kapağı sarkması nedir?
    Gözümüzün üzerinde bulunan ve gözün bir kısmının ya da tamamının kapanmasına sebep olan sarkma türüne bu isim verilir. Gözümüzü dış etkenlere karşı korumakla yükümlü olan bu kapak, özellikle yaşlanma ile birlikte kendisini gösterir. Gençlik dönemindeki gibi gergin durmayan göz kapağı, zaman içerisinde aşağıya doğru çekilir ve gözün önüne gelir. Bu durum da kişileri rahatsız eder.
    Göz kapağı ameliyatı için belli bir mevsim yoktur. Yaz ayları veya kış ayları arasında ameliyat başarısı ve iyileşme süreci açısından bir fark yoktur. Tek önemli konu ameliyattan sonra yaklaşık olarak 1 ay denize ve havuza girilmemesini öneriyoruz. Yaz ayları ameliyat için daha çok tercih ediliyor. Çünkü ameliyattan sonra 1 hafta dinlenerek buz uygulamak hızlı bir iyileşme sağlıyor.
    Ameliyat sonrası iz kalır mı?
    Göz kapağı ameliyatından 1 hafta sonra dikişler alınıyor ve ilk zamanlarda iz gözükmektedir. 1 ay dolduğunda iz geçirici özel kremler reçeteliyoruz. Bu kremleri hastalarımıza 3-4 ay boyunca kullanmalarını öneriyoruz. Ayrıca dikiş izi üzerine güneş kremi kullanmaları sadece güneşten değil, tüm uv ışınlarından korunmayı sağlar.
    Göz kapağı ameliyatı ile birlikte kaş kaldırma ameliyatı yapılabilir mi?
    Bazı hastalarımızda göz kapağı düşüklüğüne bir katkı da kaş düşüklüğü yapmaktadır. Kaş altındaki yağ tabakası yaş ile birlikte küçüldüğünde ve kaş bölgesi yerçekimi etkisi ile de aşağıya doğru indiğinde göz kapağını daha fazla düşürmektedir. Bu hastalarımızda sadece göz kapağı ameliyatı yapmak yeterli gelmeyecektir. Ek yapılacak kaş kaldırma ameliyatı kaş bozukluğunu da düzelterek daha doğru ve daha estetik bir görünüm sağlamaktadır. Bu nedenle hastalarımıza üst göz kapağı ameliyatı ile birlikte kaş kaldırma ameliyatı da önermekteyiz.

  • Diş Eti Kanamalarına Dikkat Edilmeli!

    Diş Eti Kanamalarına Dikkat Edilmeli!

    Diş Hekimi Zafer Kazak konu hakkında bilgiler verdi.

    Dişeti kanaması diş eti hastalığının en belirgin göstergesidir. Peki diş etlerimiz neden kanar? Bir yerde enfeksiyon varsa vücudumuzun savunma mekanizması oradaki damarları genişletir ve o bölgeye daha fazla savunma hücresinin akmasına neden olur. Damarların aşırı şişmesi dokuda ödem ve kızarıklığın yanı sıra damar duvarlarının şişip incelmesine, en ufak bir travma sonucu kanamaya neden olur.

    Dişetinin tartara yakın kısmındaki kılcal damarlar genişleyerek tartar içindeki bakterilere karşı savunma oluşturur. Elma ısırma, diş fırçalama gibi diş etlerinde mekanik baskı oluşturan eylemlerden sonra genişleyen kılcal damarlar travma geçirerek kanamaya başlar. Diş eti kanaması sorunu ancak neden olan tartarın çıkarılmasıyla çözülebilir. Tartar alındıktan sonra kılcal damarlar daralır, ödemli ve kırmızı görünüm kaybolur ve diş eti eski sağlıklı pembe görünümüne geri döner.

    YÜZEYSEL KANAMALAR VE İLTİHAPLARA DİKKAT!

    Diş eti kanamalarının ihmal edilmemesi gerekir. Eğer bunun sonrasında bakımı tekrar düzenli bir şekilde yapıp diş ve diş eti üzerindeki plak dediğimiz besin artıklarının, mikro seviyede öğütülmüş olan ve dişlerin üzerinde biriken kısımları uzaklaştırırsak tekrar sağlıklı hale dönebiliriz. Fakat biz eğer bu aşamada diş bakımını düzenli ve olması gereken biçimde yapmamışsak bir ileri aşamasında diş etinin üzerindeki yüzeysel kanamalar ve iltihaplar oluşmaya başlar. Bu aşamada diş hekimine giderek daha profesyonel bir temizlik yaptırmak zorundayız.

    MUTLAKA DİŞ HEKİMİNE GİDİN!

    Eğer bu dönemde de temizliği doğru bir şekilde yapmamışsak, kemik erimelerine doğru giden diş eti hastalıkları oluşur. Bu da artık o dişi kaybetmemize giden yolda çok önemli bir problem yaratacak durumdur. Eğer diş eti kanamalarımız varsa mutlaka diş hekimimizi ziyaret etmeliyiz ve diş hekimimizin önerdiği şekilde bakımları yapmaya başlamalıyız.

  • Doğru Yapılmayan Spor Ölüme Sebep Olabiliyor!

    Doğru Yapılmayan Spor Ölüme Sebep Olabiliyor!

    Kalp ve Damar Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Muharrem Arslandağ konu hakkında bilgiler verdi.
    Sağlıklı hayatın temeli olan spor, doğru yapılmadığı takdirde ölüme sebep olabilir. Özellikle yeterince idman sahibi olmayan kişilerin anatomik ve fizyolojik sınırlarını zorlamaları ciddi sakatlıklara ve hatta ölümlere yol açabilmektedir.

    Son zamanlarda gerek profesyonel spor sahalarında gerekse amatör spor uygulamalarında travma ve şiddet olmadan da gelişen ölümler görülmeye başlamıştır. Spor aktivite esnasında gelişen ve Dünya Sağlık Örgütüne göre 6 saat içinde kendini gösteren ölüm olayı ani ölüm olarak ifade edilir. Bu ölüm olaylarının % 90 nedeni kalp ve damar hastalıkları ve % 10 kadarı da diğer kalp dışı (travmalar, uyarıcı ilaç ve madde kullanımı, terleme gibi nedenlerle aşırı elektrolit kaybı, ısı çarpması, kan hastalıkları kökenli durumlar)nedenlerdir. Kalp ve damar hastalıkları içinde en önemlileri kalp kası hastalıkları, ciddi kapak hastalıkları, ciddi ritim bozuklukları, aort ve akciğer damar hastalıkları, akciğer arat damar tıkanıklıkları, beyin damar anormallikleri ve tıkanıklıkları, kalp damar tıkanıklıkları ve doğumsal kalp damarı hastalıkları, miyokart kas köprüleridir. Genellikle idmanlı sporcularda 30-35 yaş altında kalp damar hastalıklarından ziyade olan nedenler ani ölüme neden olmaktadır, daha yaşlı kişilerde öncelikle damar sertliği nedendir.

    Genellikle 100.000 de 2 görülme sıklığı olan bu kötü durum erkeklerde daha sık saptanır, daha önce yeterli idmana sahip olmayanlarda risk kat kat artar. Damar sertliği yaşla birlikte arttığı için yaş ilerledikçe ani ölüm riski de yükselmektedir.

    Profesyonel sporcuların periyodik muayeneleri nedeniyle kalp hastalıklarına yakalanma riski daha düşüktür, bu nedenle amatör kişiler de kendilerini düzenli olarak kontrol ettirmelidirler. Bu kontrolde kardiyoloji uzmanı tarafından çekilen EKG ve EKO, detaylı fizik muayene ve tahliller ile yapılmaktadır. Düzenli yapılan sporun şiddetinin aniden arttırılması yapılan en büyük yanlışlardandır, bunu yapabilmek için yeterli idmana sahip olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir. Spora yeni başlayan ya da çok uzun zaman ara verenler de mutlaka muayene olmalı ve egzersiz şiddetini kademeli olarak arttırmalılardır. Çok kısa sürede çok mükemmel bir fiziğe ya da harika kilolara sahip olmak diye bir mucize maalesef yoktur. Öncelikle kişiye en uygun egzersiz belirlenmeli ve düzeyi kişinin idman durumuna göre ayarlanmalıdır. Kişinin egzersiz için vücudu hazırlanmalı ve doğru eğitimle maksimum düzeyde fayda görmesi sağlanmalıdır.

    Özet olarak, profesyonel sporcu olmadığı halde düzenli veya düzensiz spor yapmak isteyenler de tehlike altındadır. Medya kanallarında gösterilenden daha fazla karşılaşılan bu ciddi rahatsızlığın önüne geçilmesi için düzenli ya da düzensiz spor yapmayı planlayan herkesin öncelikle bir kalp muayenesinden geçmesi uygun olacaktır. Haftada bir defa halı saha maçı veya arka bahçede bir basket maçı gibi kısa süreli bir idman bile ciddi ritim bozuklukları ve ani kalp ölümüne neden olabilir.