Yazar: ismail USTA

  • MEÜ Öğrencileri uluslararası projede

    MEÜ Öğrencileri uluslararası projede

    Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı öğrencileri, Akademisyen Doç. Dr. Ümit İzgi Onbaşılı rehberliğinde uluslararası projelerde yer aldı.

    Konuyla ilgili bilgi veren Doç. Dr. Ümit İzgi Onbaşılı, 2007 yılından bu yana “Yaşam Boyu Öğrenme Programı’na sıkı bir şekilde entegre edilen ve 2005 yılında Avrupa Komisyonu’nun e-öğrenme programının ana hareketi olarak başlatılan eTwinning Merkezi Destek Servisi’nin; Avrupa’daki okullar, öğretmenler ve öğrenciler için eğitimi geliştiren 31 Avrupa Eğitim Bakanlığı’nın uluslararası işbirliğinden oluşan “European Schoolnet” tarafından yönetildiğini belirtti. eTwinning Türkiye Ulusal Destek Servisi’nin, Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösterdiğini kaydeden Doç Dr. Onbaşılı, “Ülkemiz eTwinning Initial Teacher Education (ITE) sürecine 2019 yılında dâhil olmuştur. Bu kapsamda eTwinning faaliyetlerinin üniversitelerin eğitim fakültelerine entegrasyon süreci başlamıştır. Özellikle son yıllarda merkezi destek servisi tarafından ITE enstitülerinin geliştirilmesi faaliyetleri önem kazanmıştır. Söz konusu proje ile geleceğin öğretmenleri olan öğretmen adaylarının, henüz lisans eğitimi sırasında uluslararası projelerle tanışması sağlanmaktadır” dedi.

    Türkiye’de eğitim fakültesi akademisyenleri ve öğretmen adaylarının eTwinning projesine dâhil olmasını esas alan “eTwinning ITE” kapsamında; Mersin Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Ümit İzgi Onbaşılı ile Balıkesir Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Burcu Sezginsoy Şeker tarafından “What Kind of World do We Want?” ve “Qualified Teacher of the Future” başlıklı 2 uluslararası proje yürütüldü. Türkiye, İtalya, Fransa ve Almanya’nın ortak ülkeler olarak yer aldığı projelerde öğretmen adayları, konusunda uzman akademisyenlerle tanışma ve çevrimiçi çalışma şansı elde ettiler.

    İlk projede sınıf öğretmeni adaylarının sürdürülebilir çevre, iklim değişikliğinin nedenleri ve etkileri konusunda farkındalıklarının artırılması amaçlanırken, ikinci proje ile farklı kültürlere sahip sınıf öğretmeni adaylarının eTwinning etkinlikleri aracılığıyla kültürel, kişisel ve mesleki gelişimlerine katkıda bulunmak için birlikte çalışmaları hedeflendi. Bu kapsamda yürütülen projelerden Türkiye, Almanya, Fransa ve İtalya’dan toplam 6 akademisyen ve 30 öğretmen adayının dâhil olduğu “Qualified Teacher of the Future” projesi, Fransa’da öğretmen eğitiminde öncü kurumlardan biri olan Picardy Jules Verne Üniversitesi web sitesinde de paylaşıldı.

    Proje sayesinde, Mersin ve Balıkesir Üniversite’sinde eğitim gören 12 sınıf öğretmeni adayı, Laon ve Amiens’teki INSPÉ merkezlerinden, Stuttgart-Ludwigsburg’daki Alman öğrencilerle ve Palermo’daki Università Degli Studi’den Sicilyalı öğrencilerle işbirliği yapabildiler.

    Bu tarz uluslararası projelerin yaygınlaşması için çalışmalarına devam eden akademisyenler, 25-30 Nisan 2022 tarihleri arasında İtalya’da Palermo Üniversitesi’nin ev sahipliğinde ve Erasmus personel hareketliliği kapsamında bir araya gelerek, gelecek yıllarda yapılabilecek projeler için fikir alışverişinde bulunacaklar.

  • Toplumda En Sık Görülen Rahatsızlık: Baş Ağrısı!

    Toplumda En Sık Görülen Rahatsızlık: Baş Ağrısı!

    Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Tuba Erdoğan konu hakkında bilgiler verdi.

    Baş ağrısı toplumda çok sık görülen bir rahatsızlıktır. Baş ağrısı hastalıkları arasında ise en sık görüleni gerilim tipi baş ağrılarıdır. Adından da anlaşılacağı üzere ortaya çıkan belirti baş ağrısı iken nedeni çoğu zaman psikolojik yani ruhsal kökenlidir.

    Toplumun geniş bir kısmını etkilemesi, işgücü kaybına sebep olması ve sosyal yaşantıyı etkilemesi nedeniyle üzerinde önemle durulması gereken bir konudur.

    Beden ağrılarının başlaması ve süreğen hale gelmesinde birçok psikolojik faktörün rol aldığı görülmektedir. Bunların içerisinde bazı kişilik yapıları,

    duyguyu ifade etmekte zorlanma ile bedenselleştirme (somatizasyon) mekanizmaları ve duygusal çökkünlüğün önemli rol oynadığı bildirilmiştir.

    Yapılan bazı çalışmalar öfke gibi duyguların dışa uygun şekilde yansıtılmadığında, bedensel belirtilerin ortaya çıkabileceğini göstermiştir.

    Görülme sıklığı kadınlarda daha fazla olup, genellikle genç yetişkinlikte ortaya çıkmaktadır.

    Genellikle stresli bir olay karşısında yaşanılan gerilim tipi baş ağrısının ne zaman tedavi edilmesi gerektiği sorusu ise kişilerin aklını karıştırabilmektedir.

    Bu anlamda tıpkı diğer hastalıklarda olduğu gibi şikâyetin sürekli ve tekrarlayıcı olması ayrıca kişinin bazı alanlarda (sosyal yaşam iş yaşamı gibi) aksamalar olması bize yardım alma konusunda yol gösterici olmaktadır.

    Tedavi yöntemlerinde ise bazı tavsiyeler verilebilir.

    İş yaşamımızı mümkünse daha az tempolu ve stresli hale getirmek

    Kendinize zaman ayırıp, nefes ve gevşeme egzersizleri yapmak

    Bol bol yürüyüş ve spor yapıp, dengeli beslenmek gibi yaşamsal değişimlerin yanında, duyguların sağlıklı iletişim yöntemleri ile uygun şekilde ifade edilmesi yönünde terapötik yaklaşımlarla desteklenebilir. Ayrıca çeşitli ilaç tedavileri de bu alanda fayda sağlamaktadır.

    Bizler duygu düşünce ve davranışlarımızdan oluşuruz. Duygu ve düşüncelerimiz ile ilgili farkındalık sağlamamız ise bizi birçok olumsuz yaşantıdan kurtarmasının yanında daha doyum verici hayatlar yaşamamızı sağlayacaktır.

  • Çocukluk Hayallerini Tek Tek Gerçekleştirdi

    Çocukluk Hayallerini Tek Tek Gerçekleştirdi

    Çocukluk hayalleri vardır eğer gerçekleştirilmez ise insanların içinde hep bir ukte olarak kalır,  hep yüreğin ortasında çakılı dururlar. Eğer bu hayalleri gerçekleştirebilirseniz sizden  mutlusu yoktur. Tv100’ün güzel spikeri Gizem Çetin işine olan tutkusunu çocukluk hayali olduğunu bakın nasıl anlattı.
    “İlkokulda arkadaşlarım gelecekte doktor ya da mimar olacağım derken ‘ben 10 yaşında haber spikeri olacağım derdim’ diyen ünlü spiker bu hayali için de çok çalıştığını anlattı.
    ‘2. Hayalim Boğaziçi Üniversitesi’nde okumaktı ve o da gerçekleşti’ diyen Gizem Çetin üniversitesi yıllarında çalışmaya başladı ama sonrasında eğitimine Londra’da devam etme kararı aldı. Güzellik belki ilk başta birçok kapıyı aralar ancak ekran önünde önemli olan eğitim, birikim ve yetenek olduğu ise bir gerçektir…

    Sektör zor, rekabet acımasız!
    Tv100’ün güzel spikeri Gizem Çetin, savaşla birlikte hareketlenen habercilik sektörünü değerlendirdi. ‘ Artan teknoloji, sosyal medya gibi unsurlar dünyada haber akışını hızlandırsa da konvansiyonel medya ve bilhassa haber çok büyük emek gerektiren bir sektör.’
    İşinin tüm hayatını kapladığını, 3 saat yayınımı yaptım çıktım gibi bir durumumun olmadığını anlatan güzel spiker, 7/24 haberle yaşamak zorundasınız diyor. Ayrıca ekranın çok farklı bir mecra olduğunu belirten Gizem Çetin, ekranda mutsuzluğunuzu, yorgunluğunuzu ya da hatta hastalığınızı dahi izleyiciye yansıtma lüksüm yok diyor.

    Yemek yemek için spor yapıyorum!
    Ekranların başarılı spikeri Gizem Çetin formunun sırrını açıkladı. Sağlıklı bir bedene sahip olmak için spor şart diyen güzel spiker yemek yemeyi çok sevdiği için spor da hayatımın ayrılmaz bir parçası olmak zorunda diyor. Küçük yaşlarda biraz da babamın etkisiyle spor tutkusunun başladığını belirten ünlü spiker, bedenen ve ruhen kendini en iyi hissettiği zamanı da spor sonrası olarak anlatıyor. Binicilik tutkusunun ise Londra’da okurken başladığını söyleyen güzel spiker, bir süredir yoğun iş temposu sebebiyle at binemediğini üzüntüyle söylüyor.

  • TABA-AmCham, yapılan haberlerle ilgili basın bildirisi yayınladı

    TABA-AmCham, yapılan haberlerle ilgili basın bildirisi yayınladı

    TABA-AmCham Türk Amerikan İş Adamları Derneği, basında dernek adının geçtiği yanlış haberlerle ilgili basın açıklaması yayınladı.

    1987 yılında kurulan ve kurulduğu yıldan beri Türkiye-Amerika ticari ilişkileri arasında köprü niteliği taşıyan TABA-AmCham Türk Amerikan İş Adamları Derneği, mevcut süreçte dernekte bir görev veya yetkiye sahip olmayan, derneğin eski başkanlarından Ali Osman Akat’ın şahsi ve bağımsız olan işleri hakkında yapılan, dernek adının ve logosunun bulunduğu haberlerin yapılması sonrası yönetim kurulunu toplayarak basın açıklaması yayınladı.

    TABA AMCHAM TÜRK AMERİKAN İŞ ADAMLARI DERNEĞİ BASIN BİLDİRİSİ

    13.04.2022 tarihinde derneğimizin eski başkanlarından Sayın Ali Osman Akat hakkında basında bir takım haberler yer almıştır. Haberler sonrası Disiplin Kurulumuz toplanmış ve dernek tüzüğünün 5.4.4 maddesi gereğince kendisinin dernekten ihracı yönünde tavsiye kararı almıştır. Alınan karar Yönetim Kurulumuz’da olağanüstü toplanarak değerlendirilmiş ve derneğimiz ile olan üyelik ilişkisi sonlandırılmıştır.

    Öncelikle belirtmek isteriz ki, adı geçen kişi TABA-AmCham Türk-Amerikan İş Adamları Derneği Başkanı olmadığı gibi, kurumlarımızda herhangi bir görev ve yetkiye sahip değildir. Ali Osman Akat’ın derneğimizle tek bağı üyelik ile sınırlı olup bugün itibariyle ilişiği kesilmiştir.

    Derneğimizin manevi şahsiyetinin ve saygınlığının hiçbir ilgisi olmayan bu tip olaylarla zedelenmemesi adına, derneğimizin adının bu tip haberler ile anılmaması için gerekli hassasiyetin gösterilmesini, adı geçen kişinin derneğimiz ile hiçbir ilişkisinin kalmadığını, derneğimizin logo ve adının kullanılmamasını ve gerekli düzeltmelerin yapılmasını rica eder, kamuoyuna saygıyla bildiririz.
    Saygılarımızla,
    Türk- Amerikan İş Adamları Derneği
    Yönetim Kurulu

  • Melisa Özmen’den Emre Aşık ile Aşk İddalarına Yanıt Geldi!

    Melisa Özmen’den Emre Aşık ile Aşk İddalarına Yanıt Geldi!

    Sosyetik güzel Melisa Özmen adı aşk dedikodularına karıştığı Eski Futbolcu Emre Aşık ile Aşk iddalarını Leyla Işıkoğlu’na verdiği röportajda yanıtladı.
    İşte o Röportaj

    Adınız ünlü futbolcu Emre Aşık ile aşk dedikodularına karıştı. Bu aşk gerçek mi?

    Melisa Özmen: Akıl alır gibi değil… Emre Aşık’la aşk yaşadığıma dair haberleri okuduğumda çok şaşırdım. Ama az önce dediğim gibi “ihanet” çok önemli bir kelime hayatımda. Emre Aşık haberleri de bir hainlik sonucu ortaya çıktı. Birileri sosyal medyamı hackledi ve ortaya bu dedikodular çıktı.

    Emre Aşık ile nasıl tanıştınız?

    Melisa Özmen: Emre Aşık’la bir röportaj için ailemin Vaniköy’deki yalısında buluştum. O günden beri bir tanışıklığımız var. Mesajlaşıyoruz ama bu yakınlaşmaya gitmedi. Zor bir dönem geçirdi ve bu kadar yaralı birinin şu zamanda aşk düşüneceğine de ihtimal vermiyorum

    Vaniköy’deki yalınıza röportaj için geldiğinde aradınızda elektriklenme oldu mu?

    Melisa Özmen: Emre Aşık son derece yakışıklı ve sporcu olduğu için de görkemli bir adam. Elbette onunla konuşurken aurasından etkilendim ama bunun bir aşka dönüştüğünü kendi adıma söyleyemem. Kendisi de benim duruşumu ve zarafetimi beğendiğini dile getirirdi ama sadece o kadar

    ​​​​​​​

  • Berlin’de ayakta alkışlandılar

    Berlin’de ayakta alkışlandılar

    “Kibele´nin Kızları” adlı müzikli ve danslı tiyatro gösterisi Berlin`de ayakta alkışlandı.

    Berlin Türk Musikisi Konservatuarı (BTMK) öncülüğünde, Kadir Has Üniversitesi Sinema Televizyon bölümü mezunu, sanat kültür danışmanı, senaryo yazarı ve yönetmen Arda Eşberk`in sahneye koyduğu “Kibele´nin Kızları” adlı müzikli ve danslı tiyatro gösterisi Berlin`de ayakta alkışlandı.

    Çoğunluğu amatör oyunculardan muhteşem bir başyapıt

    İlk kez 8 Mart 2020 tarihinde Berlin UFA Fabrik’de sahnelenen, büyük ilgi gören ve pandemiden dolayı gösterimine ara verilen “Kibele´nin Kızları” yeniden sahnelendiği Berlin`de seyirciden tam not aldı. Arda Eşberk’in yazıp yönettiği, koreografi ve dansları Sinem Özyavuz’un hazırladığı tiyatro oyunda Sinem Özyavuz, Çiğdem Özkurt Spickermann, Didem Işık, Muhterem Çen, Nihan Dilek, Gülşen Mantaş, Gülay Basaran ve Şirin Tüfekçi oynadılar.

    Berlin Türk Musikisi Konservatuarı’nın ikinci kez düzenlediği “Kibele´nin Kızları” Almanca üst yazılı tiyatro gösterisini, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Faruk Kaymakçı, Türkiye Cumhuriyeti Berlin Büyükelçisi Ahmet Başar Şen, Elçi Müsteşarı Fulya Yücekök, Berlin Başkonsolosu Rıfkı Olgun Yücekök, Berlin`deki bazı STK temsilcileri ve çok sayıda sanatsever izledi.

    Çoğunluğu amatör sanatçılardan oluşan “Kibele’nin Kızları” adlı müzikli ve danslı tiyatro gösterisi ile insanlık tarihinin her döneminde, yaşamın her alanında,  sayısız zorluklarla karşılaşılmasına ve engellenmesine rağmen yılmadan usanmadan büyük mücadeleler vererek, kültür, sanat, resim, moda, tıp gibi saymakla bitmeyen kahramanlık dolu başarılar elde eden dünya kadınlarının sergilendiği muhteşem bir tiyatro gösterisi sunuldu.

    Tarihe mal olmuş kadınların kahramanlık öyküsü…

    Kara Fatma, Manal el Şerif, Rita Levi-Montalcini, Maya Angelou, Ruth Bader Gingsburg, Jeanne D´arc, Coco Chanel ve Frida Kahlo gibi 8 kadının kahramanlık öyküsünü anlatan, Kibele ve Attis aşkının konu olarak işlendiği mitolojik hikâyenin bir kısmının sahneye taşındığı tiyatro oyunu, salonu dolduran seyirciler tarafından dakikalarca alkışlandı.

    Berlin Reinickendorf Belediyesi Ernst-Reuter-Saal Tiyatro Salonu’nu dolduran seyircilere ‘Bu kadar da olmaz’ dedirten bir gösteri sergileyen sanatçılarla tiyatro sonrasında seyirciler resim çektirmek ve onları tebrik etmek için adeta sıraya girdiler.

  • Masumiyetimi Koruyorum

    Masumiyetimi Koruyorum

    Podyumlardaki hızlı çıkışıyla dikkatleri üzerine çeken Nurbanu Gündüz, özellikle gelinlik defilelerinin vazgeçilmez modeli haline geldi.

    Mankenlikteki hızlı çıkışını ve başarısını podyumda giydiğim kıyafete göre bir karakter çıkarıyorum ve podyumda o ruhta oynuyorum ifadesinde bulundu. Her kıyafetin bir karakteri ifade ettiğini sözlerine ekleyen Nurbanu Gündüz, bu işe profesyonel gözle bakan işinin inceliklerini yapar benim için her defile tiyatro sahnesinde olmaktan farksız vurgusunu da yaptı. Gelinlik defilelerinde sık yer almasını sansasyondan uzak yaşadığını ve gelinliğin ona kattığı duyguyu podyumda hissettiğini ve gelinliğin masumiyetini koruduğunu ve yaşadığını sözlerine ekledi. Oyunculuk sektöründen teklifler aldığını da ifade eden Nurbanu Gündüz “ Oyunculuğa sıcak bakıyorum kendimi hazır hissettiğimde adımımı atacağım, podyumdaki başarımı ekranlarda da gösteririm fakat oyunculuğun kolay bir iş olmadığını ve çok özverili bir meslek olduğunu biliyorum” dedi.

  • Consus Enerji, Halka arza hazırlanıyor

    Consus Enerji, Halka arza hazırlanıyor

    Halka arz için Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Borsa İstanbul’a başvurusunu yapan Global Yatırım Holding’in iştiraki Consus Enerji, yeni iş modelleri ile büyümeye odaklandı.

    Yenilenebilir ve dağıtık enerji santrallerinden oluşan 94.1 MW’lık portföyü ile faaliyetlerini sürdüren Consus Enerji, dağıtık enerji kapsamında yap-işlet modeliyle hayata geçirdiği kojenerasyon santrallerindeki toplam 54,1 MW kurulu güç ile Türkiye’nin lider enerji hizmet firması (ESCo) haline geldi. Aynı iş modeli kapsamında müşteriye özel tasarımla ve tüm yatırım maliyetlerini üstlenerek yenilenebilir enerji santralleri de kuran Consus Enerji, işletme dönemi boyunca gereken tüm bakım ve işletme sorumluluğunu da üstlenerek, yenilenebilir santrallerin devreye alındığı ilk günden itibaren son kullanıcıların enerji maliyetlerinde önemli tasarruflar sağlıyor.

    Enerji sektörü için sermaye piyasalarına erişimin son derece önemli olduğunu söyleyen Consus Enerji Genel Müdürü Atay Arpacıoğulları, “Şirketimizin sermaye piyasalarında işlem görmesi ile birlikte sağlayacağımız kaynak, şirketimizin kârlı ve sürdürülebilir bir şekilde büyümesine zemin hazırlayacak. Halka arz sayesinde, şirketimizin kurumsallaşmasının ve bilinirliğinin pekiştirilmesine yönelik önemli bir adım atmış olacağız. Halka arz sonrasında yatırımcılarımızın ve hissedarlarımızın güveni ile faaliyetlerimizi daha da büyüterek şirket değerimizi artırmak en öncelikli hedefimiz olacak” dedi.

    Global Yatırım Holding (GYH) iştiraki Consus Enerji, halka arz için gerçekleştirdiği başvurunun ardından Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul’dan onay çıkmasını beklerken, yeni iş modelleri ile büyümeye odaklandı. Dağıtık enerji kapsamında yap-işlet modeli ile Türkiye’nin en büyük kojenerasyon ve trijenerasyon tesisi kurulu gücüne sahip enerji hizmet firması (ESCo) olarak sektör lideri olan Consus Enerji, yenilenebilir enerji alanında da önemli faaliyetler yürütüyor.

    Türkiye’nin önde gelen biyokütle enerji üreticilerinden biri olan Consus Enerji, 40 MW’ı biyokütle ve güneşten oluşan yenilenebilir kaynaklardan, kalan kısmı ise kojenerasyon ve trijenerasyon tesislerinden olmak üzere toplam 94,1 MW’lık kurulu güce sahip. Yenilenebilir enerji üretim kapasitesini artırmak amacıyla tüketicilerin öz tüketimlerini karşılamaya yönelik yap-işlet modeliyle güneş santralleri alanında yatırımlarını sürdüren Consus Enerji, kurup işlettiği kojenerasyon ve trijenerasyon tesisleri sayesinde sunduğu tasarrufu, yeni sektörlerdeki müşterilere de ulaştırmak için çalışmalarına tüm hızıyla devam ediyor.

     

    Karbon salınımını azaltarak, ihracatçımızın uluslararası rekabetine katkı sağlıyor

    Gelecek birkaç yıl içinde güneş enerjisi üretim kapasitelerini önemli ölçüde artırmayı planladıklarını ifade eden Consus Enerji Genel Müdürü Atay Arpacıoğulları, “Dağıtık enerji iş kolumuz kapsamında tüketicilerin öz tüketimlerine yönelik güneş santrallerini yap-işlet ve yap-işlet-devret iş modelimiz ile hayata geçirmeyi hedefliyoruz. İş modeli kapsamında müşteriye özel tasarlanan ve kurulan yenilenebilir enerji santraline ilişkin tüm yatırım maliyetleri Consus Enerji tarafından karşılanıyor. İşletme dönemi boyunca santral için gerekli olacak tüm bakım ve işletme sorumluluğu da Consus tarafından üstleniliyor. İşletme süresi sonunda da tercih eden müşterilere santral bedelsiz olarak devrediliyor; müşteri ilk gününden itibaren tasarruf sağladığı dönem sonunda herhangi bir bedel ödemeden santral sahibi oluyor” dedi.

    Bu iş modeli ile müşterilere sağlanan bir diğer avantajın ise yenilenebilir kaynaklara dayalı enerji üretimi ile elde edecekleri yeşil sertifika ve karbon sertifikaları olacağını anlatan Arpacıoğulları, buradan ek gelir elde etme imkanı yaratılacağını söyledi. Arpacıoğulları, yeni iş modelleri ile müşterilerinin, önümüzdeki yıllarda özellikle imalat sanayisi ve ihracatçıları somut bir şekilde etkilemesi beklenen karbon salınımına yönelik olası sınır vergilerinin önüne geçerek, uluslararası alandaki rekabette bir adım önde olacaklarını kaydetti.

     

    700 bin dönüm araziye dokunup, çiftçiye tasarruf ettiriyor

    Biyokütleden elektrik üretimi alanında yatırım yapan Türkiye’nin sayılı şirketleri arasında olduklarını kaydeden Arpacıoğulları, “Aydın, Şanlıurfa ve Mardin’deki santrallerimiz ve 29.2 MW kurulu gücümüz ile çoğunlukla hasat sonrası tarlada kalan veya anız olarak yakılan ve herhangi bir ekonomik değeri bulunmayan mısır sapı, pamuk sapı gibi artıkları toplayarak enerjiye dönüştürüyoruz. Bizi sektördeki diğer yatırımcılardan ayırt eden bir fark da, biyokütle yakıtlarımızın önemli bir kısmını kendi ekipmanlarımız ve yetişmiş personelimiz ile topluyor olmamız. Bu bize biyokütle tedarikinin sürdürülebilir kılınmasında önemli bir avantaj sağlıyor. Bu sayede çiftçimizin tarımsal artıklarını modern makineler ve ekipmanlarla tarladan toplayıp, üreticiyi bu yükten kurtararak mazot ve işçilik maliyetlerinden tasarruf ettiriyoruz. Yılda yaklaşık 350 bin ton biyokütle topluyoruz. Bu da yılda yaklaşık 700 bin dönüm araziye bir şekilde dokunuyor ve temizliğini yapıyoruz demek” diye konuştu.

    Arpacıoğulları ayrıca, yurtdışı büyüme hedefleri kapsamında yakın zamanda Karayip bölgesinde bulunan Antigua ile 5 MW’lık bir güneş santralinin yapımı, alım ve tarife garantisi kapsamında 30 yıl işletilmesine yönelik ön mutabakat imzaladıklarını ve nihai anlaşmayı da yakın gelecekte sonlandırmayı hedeflediklerini anlattı. Şirket olarak önümüzdeki dönemde yurt dışındaki fırsatların gündemlerinde kalmaya devam edeceğini ve buradan değer yaratmak için çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.

     

    En büyük hedef şirket değerini artırmak

    Enerji gibi büyüyen ve sermaye yoğun bir sektörde faaliyet gösteren yatırımcılar için  sermaye piyasalarına erişimin son derece önemli olduğunu vurgulayan Atay Arpacıoğulları, “Şirketimizin sermaye piyasalarında işlem görmesi ile birlikte sağlayacağımız kaynak, şirketimizin kârlı ve sürdürülebilir bir şekilde büyümesine zemin hazırlayacak. Halka arz sayesinde, şirketimizin kurumsallaşmasının ve bilinirliğinin pekiştirilmesine yönelik önemli bir adım atmış olacağız. Bunların yanı sıra, şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkeleri çerçevesinde hareket ederek, yatırımcılarımızın ve hissedarlarımızın güveni ile faaliyetlerimizi daha da büyütmek, şirket değerimizi artırmak en öncelikli hedefimiz olacak” diye konuştu.

  • Vücuttaki Kolajen ve Elastin Kaybına Dikkat!

    Vücuttaki Kolajen ve Elastin Kaybına Dikkat!

     
    Neslim Güngen klinik doktorlarından Dr. Güzide Bayrak konu hakkında bilgiler verdi.

     

    Görünümünüzü gençleştirmek istiyor ancak nereden başlayacağınızı bilemiyor musunuz? Cerrahiye çok daha pratik ve kolay bir alternatif sunan dolgu ve botoks gibi medikal estetik uygulamalar ile ameliyatsız cilt gençleştirme mümkün.
    Yaşla Birlikte Yüzümüz Nasıl Değişir?  
    Kolajen, elastin ve hyalüronik asit, vücudumuzda doğal olarak bulunan bileşenlerdir. Hepsi cildin nemli, sıkı ve hacimli görünmesi için çok önemlidir. Ancak, ne yazık ki yaşla birlikte hepsi azalmaya başlar ve belirli bir yaşa ulaştıktan sonra bu azalma ince çizgi, kırışıklık gibi belirtilerle kendini göstermeye başlar.
    Ayrıca, kolajen ve elastin kaybı nedeniyle ciltteki hacim kaybı da belirgin hale gelir. İşte bu noktada, karşınızda iki seçenek var; cerrahi ve ameliyatsız yüz gençleştirme uygulamaları.
    Cerrahi, hacim kaybının çok yüksek seviyelerde olduğu yüzlerde en uygun seçenek olsa da, hem önleme hem de tedavi için 30 ve 40’lı yaşlarda dermal dolgu maddeleri ve botoks gibi enjeksiyonlar ile cildin daha genç ve sağlıklı görünmesi sağlanabilir.
    Ameliyatsız Yüz Gençleştirme Nasıl Yapılır?  
    Botoks ve dolgu gibi uygulamalar, kişinin görünümünü olumsuz etkileyen çeşitli faktörleri hedefleyerek çalışır. Çeşitli enjeksiyonlar ile cildin yıllar içinde kaybettiği hacim geri kazandırılır, ince çizgi ve kırışıklıklar giderilir, cilt sıkılaştırılır.
    Enjeksiyonlar uzman ve deneyimli bir doktor tarafından yapıldığında; kaşları ve göz kapaklarını kaldırmaya ve kırışıklıkları doldurmaya yardımcı olabilir. Botoks ile, yüzde daha dengeli bir görünüm oluşturmak için belirli kasları hedefleyebilir, geçici felç ederek çizgileri doldurabilir ve daha genç görünmenize yardımcı olabilir.
    Botoks, “botulinum toksini” adı verilen bir nörotoksinden yapılmaktadır. Uygulama, cilde ince bir iğnenin enjekte edilmesi ile gerçekleştirilmektedir. Acısız ve ağrısız bir uygulama olması ve sonuçların çok kısa bir sürede görülmesi ile giderek daha fazla kişi tarafından tercih edilmektedir.
    Ameliyatsız yüz gençleştirme denildiğinde akla ilk gelen uygulamalardan biri de dolgu uygulamasıdır. Zamanla, cilt hacim kaybeder ve eskisi kadar genç görünmez. Bu hacim kaybını ortadan kaldırmanın belki de en etkili ve doğal yollarından biri o bölgeye dermal dolgu maddelerinin enjekte edilmesidir. Dolgu maddeleri, enjekte edildikleri bölgeye ortalama 12-14 ay boyunca hacim kazandırmaktadır.

    Tercih edeceğiniz işlem ne olursa olsun, uygulamanın mutlaka bu alanda yeterince eğitim almış bir doktor tarafından yapıldığından emin olun.

  • MVD akademi ilk mezunlarını verdi

    MVD akademi ilk mezunlarını verdi

    Sac işleme sektöründe 71 yıldır hizmet veren MVD Makine, nitelikli personel istihdamına katkı sağlamak adına kendi bünyesi içinde kurmuş olduğu MVD Akademi yi kurdu.

    MVD Akademi ilk mezunlarını verdi.  Kurulduğu günden bu tarafa müşteri memnuniyetini ilke edinen MVD Makine, şeffaf yönetim anlayışı, nitelikli insan kaynağı ile doğru ve zamanında kaliteli çözümler sunarak hem yurtiçinde hem de yurtdışında aranılan firmalar arasında yer alıyor

    “İstihdama katkı sağlayacağız”

    MVD Makine Sahibi Mehmet Ali İnan, “Sürdürülebilir büyüme potansiyelini ileriye taşımak adına karşımıza çıkan en önemli problemlerden biri nitelikli personel istihdamı. MVD ailesi olarak bu yılın ortalarında MVD Akademi’yi kurarak şirketimizde ihtiyaç duyduğumuz işgücünü kendimiz eğitme sürecine yöneldik. Bu kapsamda, kendi bünyemize dâhil ettiğimiz teknik öğretmenimiz ve mühendislerimiz ile özellikle CNC Freze alanında 8 kursiyerimizin eğitimini tamamladı bu kursiyerlerimizden 5 öğrenci Bakanlık düzeyinde yapılan sınavdan başarılı olarak sertifikalarını aldılar. Sertifikasını alan öğrencilerimiz firmamız bünyesinde çalışmaya devam etmektedirler. Sınava tekrar hazırlanan diğer öğrencilerimiz aynı şekilde firmamız bünyesinde çalışmaya devam ediyor bir sonra ki sınavda inşallah onlarda sertifikaların alacaklar. Sınavdan başarılı olan öğrencilerimizi tebrik eder çalışma hayatlarında başarılar dilerim” diye konuştu.

    “Nitelikli elemen yetiştirmeye devam edeceğiz”

    İstihdama katkı sağlamak ve yetişmiş eleman ihtiyacını karşılamak adına MVD Atölyeye’ye  büyük önem verdiklerini dile getiren İnan, “Şuan sanayimizin başlıca sorunları arasında yetişmiş elaman ihtiyacı gelmektedir bu bağlamda kurduğumuz MVD atölyeden yetişen öğrencilerimizden çok güzel geri dönüşler aldık. Hem ülkemiz hem firmamız adına MVD atölyeyi daha da kapsamlı hale getirek geleceğin sanayicilerin yetiştirmek istiyoruz.  MVD atölyenin ilk öğrencileri sertifikaların aldılar ve başarılı bir şekilde çalışıyorlar. İstihdam açığını kapatmak nitelikli eleman yetiştirmek adına yeni kursiyerlerimizin kayıtları tamamlandı. Şuan da atölyemizde 3 ayrı grup derslerine başladı 1. Grubumuzda, 6  2. grubumuzda 9, 3. grubumuzda 5 olmak üzere şuan 20 kursiyerimiz ders almaya devam ediyor.  Kursiyerlerimiz yaklaşık 6 ay süren eğitim sürecinde hem pratik hem de teorik bilgiyi edinme ve deneyimleme fırsatı buluyorlar. Kursumuzda ilk 3 ay teorik 3 ayda pratik eğitim olmak üzere 6 ay ders alacaklar.  Kursiyerlerimizin eğitim sürecinde maaş ve sigortaları da şirketimiz tarafından yapıldı. Sektörde ilkleri kendine ilke edinen şirketimiz özellikle bu noktada kadın istihdamına önem vermekte olup CNC Freze operatörü yetiştirmektedir” şeklinde konuştu

    “Herkes sevdiği işte başarılı olabilir”

    MVD atölye’den mezun olan ve MVD atölyede CNC operatörü olarak çalışmaya başlayan ESRA helvacı, MVD Atölyenin başvurusun gördüm ve başvurmaya karar verdim “Bu işe sadece erkekler yapabilir gözüyle bakıyorlardı. Benim yapacağıma pek fazla inanmadılar. Çok çalıştım. Bu işi yapabileceğime inandım ve işimi severek yapıyorum Bir işi Ahmet yapıyorsa, Ayşe de yapabilir. Herkes sevdiği işte başarılı olabilir. İşimi gerçekten severek yapıyorum. İnanıyorum ki, ilerleyen zamanlarda daha iyi yerlerde olacağım” dedi.