Blog

  • Antalya Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi Manavgat’ta

    Antalya Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi Manavgat’ta

    Antalya Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi ilçe ilçe gezerek çocuklarla buluşmaya devam ediyor. Son olarak Manavgat’ı ziyaret eden Gençlik Meclisi Başkanı Ozan Şükrü Kayapınar ve meclis üyeleri, Manavgatlı çocuklarla dolu dolu bir gün geçirdi. 

     

    Manavgat’ta bir dizi temaslarda bulunan Antalya Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi Başkanı Ozan Şükrü Kayapınar ve meclis üyeleri Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen’i makamında ziyaret etti. Gençlik Meclisi üyeleri daha sonra Manavgatlı çocuklarla bir araya geldi.

     

    MANAVGATLI ÇOCUKLARA TATİL HEDİYESİ

    Manavgat’ta gençlerin ve çocukların istek ve önerilerini dinleyerek çözümü noktasında çalışmalar yaptıklarını söyleyen Gençlik Meclisi Başkanı Kayapınar, Gençlik Meclisi üyeleri ile birlikte çocuklara hediye dağıtarak oyunlar oynadı. Mobil Etkinlik Otobüsü ile ziyaret ettikleri mahallelerde çocuklara Türk bayrağı, balon, ağız ve diş sağlığı kitleri ile sırt çantası hediye eden Gençlik Meclisi üyeleri, Manavgatlı çocuklara güzel bir tatil hediyesi sundu. 

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Kenan Doğulu İle Unutulmaz Bir Harbiye Gecesi

    Kenan Doğulu İle Unutulmaz Bir Harbiye Gecesi

    Tüm yaz yaptığı konserlerle sevenleriyle buluşan Kenan Doğulu özlemle beklenen, bu yazın ilk Harbiye konserinde BKM organizasyonuyla Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne aldı.

     

    Kenan Doğulu, bu yıl içerisinde gerçekleştirdiği ilk Harbiye konserinde coşkuyla karşılandı. Biletlerin haftalar önce tükendiği konserde dinleyiciler, dakikalar öncesinde yerlerini alarak konser boyunca Doğulu’ya eşlik etti. “Bumaya” şarkısı eşliğinde konserine başlayan Kenan Doğulu, en sevilen şarkıları, efsane sahne performansı ve enerjisiyle Harbiye’de müzik şölenine imza attı.

     

    Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nun şehrin ortasında yer alan etkileyici atmosferinde bir kez daha Kenan Doğulu şarkıları yankılandı. Alanında usta isimlerden oluşan başarılı orkestrası eşliğinde sahne alan Doğulu, dinleyicilere dans ve eğlence dolu bir gece yaşattı. Konserde sahneye konuk olan Elif Sanchez, “Kurşun Adres Sormaz Ki” şarkısının yakın zamanda dinleyiciyle buluşan Türkçe-İspanyolca yeni düzenlemesi “Vuelve”yi Kenan Doğulu’yla seslendirdi.

     

    Kenan Doğulu, Harbiye konserinde ünlü tasarımcı Özgür Masur’un kendisi için özel olarak tasarladığı iki ayrı kostüm ile sahne aldı. Özgür Masur ilk kez bir erkek sanatçı için tasarım yaptı.

     

    Harbiye’deki tüm dinleyicilerin ayakta final yaptığı konserde yoğun istek üzerine bis yapan sanatçı, “Olmaz” ve “Döngel” şarkılarıyla alkışlar eşliğinde konserini tamamladı.

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Kocaeli Büyükşehir’den Klarnet Gecesi

    Kocaeli Büyükşehir’den Klarnet Gecesi

    Büyükşehir, Türkan Kandıralı, Altan Gözetlik ve Ergün Şenlendirici’nin katılacağı gecede, Kandıra’nın simgesi klarneti dünyaya tanıtacak

     

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, gerçekleştirdiği sosyal ve kültürel etkinliklerle kentin sanatsal gelişimine katkı sunmaya devam ediyor. Kitap Fuarı’ndan Kartepe Zirvesi’ne, yöresel etkinliklerden yılın her ayına özgü düzenlendiği halk konserleriyle kente canlılık ve farklılık kazandıran Büyükşehir Belediyesi, şimdi de Kandıra ilçesiyle özdeşleşen klarneti dünyaya tanıtmaya hazırlanıyor. Büyükşehir, 21 Ağustos Pazar günü Türkiye’nin en önemli klarnet ustalarının katılacağı Klarnet Gecesi düzenleyecek. Etkinlik Kandıra Kent Meydanı’nda 21.00’de başlayacak.

     

    USTALAR KLARNET GECESİNE KATILACAK

    Geceye, Kandıra’dan çıkarak Türkiye’nin gönlünde taht kuran merhum klarnet ustası Mustafa Kandıralı’nın kendisi gibi klarnet sanatçısı olan yeğeni Türkan Kandıralı katılacak. Ayrıca yine klarnet sanatçısı Altan Gözetlik ve Hüsnü Şenlendirici’nin oğlu Ergün Şenlendirici de festivalde sahne alacak. TRT Sanatçısı Ayşe Ekiz ise güzel sesiyle Klarnet Gecesi’nde vokal yapacak.

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Yenişehir’de açık havada sinema keyfi yaşanıyor

    Yenişehir’de açık havada sinema keyfi yaşanıyor

    Nostaljik açık hava sinemasını mahallelere taşıyan Mersin Yenişehir Belediyesi hem yetişkinlere hem de çocuklara yönelik filmlerle yaz akşamlarını renklendiriyor. Açık hava sineması günlerine kırsal mahalle Karahacılı'da başlayan Yenişehir Belediyesi, film izleyenlere patlamış mısır, gazoz ve pamuk şeker ikramında da bulunuyor.

     

    Beyaz perdeyi mahallelere kuran Yenişehir Belediyesi vatandaşlara açık havada sinema keyfini nostaljik filmlerle yeniden yaşatıyor. 16 Ağustos Salı günü Karahacılı Mahallesi'inde Çiçek Abbas filmi ile başlayan açık hava sineması 28 Ağustos'ta Kuzeykent Mahallesi'nde sona erecek.  İlk gün nostaljik filmler, ikinci gün ise çocuk filmleri gösterilirken her yaştan vatandaş eğlence dolu bir yaz akşamı geçiriyor.

     

    Açık hava sineması ile ilgili konuşan Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, " Pandemiden önce tüm mahallelerimizde açık havada sinema günleri düzenlemiştik ve ayrıca yazlık tiyatroyu mahallelerimize götürmüştük. Vatandaşlarımız çok ilgi göstermişlerdi. Açık havada sineme izlemenin nostaljik bir yanı var ve gerçekten de çok keyifli. Bu yıl nostaljik film gösterimleri yapıyoruz, hem kırsal hem de merkezdeki mahallelerimizde birbirinden güzel filmler olacak. Tüm hemşehrilerimizi bekliyoruz." dedi.

     

    Açık hava sineması gösterim programı şu şekilde;

    Tarih: 18 Ağustos Perşembe

    Saat: 20.00

    Film: Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz

    Yer: Çavak Mahalle Muhtarlığı yanı

    Tarih: 19 Ağustos Cuma

    Saat: 20.00

    Film: Kırmızı Papuçlar ve Yedi Cüceler

    Yer: Çavak Mahalle Muhtarlığı yanı

    Tarih: 20 Ağustos Cumartesi

    Saat: 21.00

    Film: Nereye Bakıyor Bu Adamlar

    Yer: Batıkent Mahalle Muhtarlığı yanı

     

    Tarih: 21 Ağustos Pazar

    Saat: 21.00

    Film: Kirpi Latte ve Büyülü Taş

    Yer: Batıkent Mahalle Muhtarlığı yanı

    Tarih: 23 Ağustos Salı

    Saat: 21.00

    Film: Şark Bülbülü

    Yer: Deniz Mahalle Muhtarlığı yanı

    Tarih: 24 Ağustos Çarşamba

    Saat: 21.00

    Film: Kırmızı Papuçlar ve Yedi Cüceler

    Yer: Deniz Mahalle Muhtarlığı yanı

    Tarih: 25 Ağustos Perşembe

    Saat: 21.00

    Film: Züğürt Ağa

    Yer: 50.Yıl Mahalle Muhtarlığı yanı

    Tarih: 26 Ağustos Cuma

    Saat: 21.00

    Film: Kirpi Latte ve Büyülü Taş

    Yer: 50.Yıl Mahalle Muhtarlığı yanı

    Tarih: 27 Ağustos Cumartesi

    Saat: 21.00

    Film: Çiçek Abbas

    Yer: Kuzeykent Mahalle Muhtarlığı yanı

    Tarih: 28 Ağustos Pazar

    Saat: 21.00

    Film: Kırmızı Papuçlar ve Yedi Cüceler

    Yer: Kuzeykent Mahalle Muhtarlığı yanı

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Kösedere Üzüm Şenliği’ne 13. Kez Merhaba

    Kösedere Üzüm Şenliği’ne 13. Kez Merhaba

    Karaburun Belediyesi tarafından her yıl geleneksel olarak yapılan Kösedere Üzüm Şenliği, iki yıllık pandemi arasının ardından 21 Ağustos Pazar günü 13’üncü kez ziyaretçilerini ağırlayacak.

     

    İlçenin üzümü ile nam yapan Kösedere Köyü’nde düzenlenecek festivale İzmir’den ve yurdun farklı kentlerinden on binlerce ziyaretçi beklediklerini belirten Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, festivale ilişkin tüm hazırlıkların tamamlandığını söyledi.

     

    İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de desteklediği şenlik kapsamında; ‘En Güzel Üzüm’ ve ‘Geleneksel Kösedere Güzellik Yarışması’, üzüm ve yöresel tatların satışa sunulacağı stantlar, atölyeler, yarışmalar, söyleşiler, müzik dinletileri, konserler ve şovlar ziyaretçilerle buluşacak.   

     

    Karaburunlular olarak Pazar gününü iple çektiklerini vurgulayan İlkay Girgin Erdoğan, deniz turizminin yanında gastronomi alanında da öncü olan Karaburun’a yakışan bir festival programı hazırladıklarını sözlerine ekledi.

     

    Karaburun’a bağlı Kösedere Köy merkezinde 21 Ağustos Pazar günü saat 11.00’de açılış töreni ve kortej ile başlayacak festival için, İzmir ve İzmir dışından çok sayıda tur şirketi de katılım gösterecek.

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Zorlu PSM 10. Sezonunu Fazıl Say’ın “Hayat Ağacı” Eserinin Dünya Prömiyeri ile Açacak

    Zorlu PSM 10. Sezonunu Fazıl Say’ın “Hayat Ağacı” Eserinin Dünya Prömiyeri ile Açacak

    Milyonlarca sanatsever, binlerce etkinlik ile şehrin Kültür Sanat Noktası haline gelen Zorlu PSM’nin 10’uncu sezonu Fazıl Say’ın dünya prömiyeri ile başlıyor.

     

    Açıldığı günden bu yana binlerce etkinlikle milyonlarca sanatsevere ulaşan, ev sahipliği yaptığı konserler, müzikaller ve tiyatro oyunlarıyla kültür sanat izleyicilerinin dünyasını değiştiren Zorlu PSM’nin 10. sezon açılışı; 16 Eylül’de dünyaca ünlü besteci ve piyanist Fazıl Say’ın yeni eseri “Hayat Ağacı” süitinin dünya prömiyeri ile gerçekleşecek. 

     

    Fazıl Say’ın Zorlu PSM’nin siparişi üzerine viyolonsel ve piyano için  bestelediği “Hayat Ağacı” süiti, aynı zamanda bestecinin yüzüncü eseri olma özelliğini de taşıyor. Dünyada ilk kez dinleyici ile buluşacak olan eserde Say’ın piyanosuna son dönemin gelecek vadeden genç yeteneklerinden Jamal Aliyev eşlik edecek. Bu özel gecede Türkiye’nin yetiştirdiği dünyaca ünlü medya sanatçısı Refik Anadol’un, Fazıl Say’ın yeni eserinden aldığı ilhamla, yapay zekâ teknolojisini kullanarak tasarladığı dijital sanat eseri olan veri heykeli, Hayat Ağacı’nın seslendirildiği süre boyunca, Lalin Akalan küratörlüğünde izleyiciye unutulmaz bir görsel şölen yaşatacak. 

    “Hayat Ağacı” sanatçının var oluşunda güçlü bir anlam taşıyan değerlerin onun yaşamının, anılarının, düşünsel dünyasının içinde büyümesini ve köklenmesini eşsiz melodilerle  anlatırken, eser bu anlamda geçmişe ve geleceğe atıfta bulunan, umuttan tek bir an bile vazgeçmeyen, köklü ve güçlü bir zaman simgesi. 

     

    Zorlu PSM’nin 10. yılını başlatacak bu özel gecede Fazıl Say ve Jamal Aliyev, Hayat Ağacı’nın yanı sıra Anadolu'nun dört şehrine bir yolculuk eseri olan “Dört Şehir” sonatını ve Cesâr Franck’ın viyolonsel piyano sonatını birlikte seslendirecekler. 

     

    Zorlu PSM Genel Müdürü Filiz Ova, 10. sezonu başlatacak bu özel açılış konseri ile ilgili olarak “Zorlu PSM olarak yeni sezonumuzda 10. yaşımızı kutlayacak olmanın heyecanı içindeyiz. 10 yıldır sanatseverlerin desteğiyle kültür-sanat alanında dünyanın ve Türkiye’nin en iyilerini sahnemizde ağırlayarak; ilklere ve unutulmayacak etkinliklere imza attık. 10. sezonumuza da yine sanatseverlere ilham verici ve büyüleyici bir deneyim yaratarak başlatıyoruz. Kendi alanlarında imza attıkları büyük başarılarla dünya çapında tanınan ve yakından takip edilen iki büyük sanatçımızı 10. sezonumuzun açılış gecesinde bir araya getiriyoruz. Büyük başarılara imza atan, değerli bestecimiz ve piyanistimiz Fazıl Say, Zorlu PSM’nin özel siparişi üzerine bestelediği “Hayat Ağacı” isimli eserinin dünya prömiyerini gerçekleştirerek sezonumuzun açılışını yapacak. Bu özel eseri dinlerken aynı zamanda uluslararası dijital sanat projeleriyle tanınan, yeni medya sanatçımız Refik Anadol’un, Fazıl Say’ın ilham verici notalarından yola çıkarak hazırladığı bir dijital sanat eserini de eş zamanlı olarak izleyeceğiz. Görsel ve işitsel sanat alanındaki iki büyük temsilcimizin ürettiği sanat eserlerine 10. sezonumuzun açılış gecesinde ev sahipliği yapacak olmanın mutluluğunu yaşıyor; bu iki eserin Zorlu PSM sahnesindeki etkileyici birlikteliğine sanatseverlerle birlikte tanıklık etmek için sabırsızlanıyoruz.” açıklamasında bulundu.

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • “Fandom” İlk Üç Bölümüyle beIN CONNECT’te Yayında!

    “Fandom” İlk Üç Bölümüyle beIN CONNECT’te Yayında!

    Özgün senaryosu ve güçlü kadrosuyla büyük beğeni toplayan beIN ORIGINALS dizisi Fandom, dijital içerik platformu beIN CONNECT’te bugün izleyicisiyle buluşuyor.

     

    Orijinal hikayesiyle büyük beğeni toplayan Fandom, 2. sezonu ile bugün beIN CONNECT’te izleyicisiyle buluşuyor. İzleyicilerine diledikleri zaman diledikleri içeriğe ulaşma imkânı sağlayan dijital içerik platformu beIN CONNECT’te ilk üç bölümüyle yayına giren Fandom, her Perşembe iki yeni bölümüyle izleyicisini yeniden ekrana kilitleyecek. 

     

    Yapımcılığını OM CONTENT’in genç ve tecrübeli kurucuları Uğur Atukman Taban ve Itır Özoflu’nun üstlendiği, usta yönetmen Tayfun Güneyer’in yazıp yönettiği başrollerini ise Şahin Irmak ve Tuğçe Altuğ’un paylaştığı ilk sezonuyla büyük ilgi toplayan “Fandom”, bu sezon da yaratıcı ekibi ve mizahi üslubuyla romantik komedi dizilerinin dünyasını başarıyla konu ediniyor.

     

    Televizyon dizilerinin fanatik hayranlarının sosyal medyada “Fandom” adı altında örgütlenip, dizileri yazan senaristlere karşı verdikleri savaşı anlatırken, aynı anda TV ve dizi sektörünü kara mizah türünde eleştirel bir yaklaşımla ele alan “Fandom”, yeni sezonuyla izleyicilerin favori dizisi olmaya devam edecek.

     

     

    BÖLÜM 1:

     

    Polis, her yerde Fandom Ferda’yı ararken; senarist Can, evinin altındaki gizli panik odasında sakladığı Ferda’yı, Marmaris’teki evine kaçırmıştır. İkili, gözden uzakta daha özgür ve mutlu bir hayat yaşarken; Can, yeni filminin senaryosunu bitirir.

     

    BÖLÜM 2:

     

    Can, “Mavi Aşk” adını verdiği yeni filmindeki erkek başrolünü, Marmaris’te tatil yapan Türkiye’nin en ünlü dizi jönü Kuzey Güney’e teklif eder. Ancak Kuzey Güney, Can’ın senaryosuyla ilgilenmez, hatta Can’la alay edip onu küçük düşürür. Sevgilisi Can’ın üzülmesine dayanamayan Fandom Ferda, Kuzey Güney’i kaçırır.

     

    BÖLÜM 3:

     

    Fandom Ferda, ünlü dizi jönü Kuzey Güney’i bayıltarak kaçırıp, marinada bekleyen bir teknenin kamarasında esir almıştır. Can da tekneye binince demir alırlar. Hedefleri Marmaris çevresinde ıssız bir koya demir atıp, Mavi Aşk filmini çekmek ve Kuzey Güney’i de zorla filmde oynatmaktır.

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Elif Ece Uzun Klip İle Setlere Döndü

    Elif Ece Uzun Klip İle Setlere Döndü

    Bugüne kadar ardı ardına yaptığı klipleriyle müzik dünyasında bir ilke imza atan İbrahim Bağış, yeni teklisiyle yine hedefi 12’den vurmaya hazırlanıyor. Bağış,  klibinde ünlü manken ve sunucu Elif Ece Uzun’u oynattı.

     

    Tuğba Özay başta olmak üzere dünyaca ünlü Rus ve Ukraynalı modelleri kliplerinde oynatarak başarıdan başarıya koşan İbrahim Bağış, söz ve müziği kendisine ait olan ‘Hey Can’isimli yeni şarkısının klibi için Elif Ece Uzun ile kamera karşısına geçti. İstanbul’da çekilen klibin yönetmenliğini ise Ali Eşitmez yaptı.

     

    ELİF ECE UZUN İLE ÇALIŞMAKTAN KEYİF ALDIM

    Elif Ece Uzun ile kamera karşısına geçmekten inanılmaz keyif aldığını dile getiren İbrahim Bağış,’Elif hanım gerçekten başarılı bir isim. 20 kişilik bir ekip ile çekilen klibin büyük çıkış yakalayacağına inanıyorum’dedi.

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Bakan Özer, Bengü Türk’te Eğitim Gündemini Değerlendirdi

    Bakan Özer, Bengü Türk’te Eğitim Gündemini Değerlendirdi

    Bakan Özer, Bengü Türk’te Eğitim Gündemini Değerlendirdi

    Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Bengü Türk’te canlı yayımlanan Gündem Özel programında eğitim gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Bakan Özer’in değerlendirmelerinden öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

    Millî Eğitim Bakanlığı olarak eğitimin tüm kademelerinde kalite odaklı çok boyutlu iyileştirmeler yaptıkça ülkemiz, daha müreffeh bir ülke olacaktır. Millî Eğitim Bakanlığı olarak tüm eğitim birimlerimizde fikrî mülkiyetle ilgili yatırımlarımızın ödüllerini alıyor olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Başarılı bir şekilde sonuçlanmak üzere olan LGS sürecinde öğrencilerimizin %98’inin istedikleri okullara yerleştiklerini görmekten mutluluk duyuyoruz. 2021-2022 LGS sürecinin en dramatik artışı, mesleki teknik eğitime yönelişte gerçekleşti. 2022-2023 eğitim öğretim yılı hazırlıklarına 17 Haziran’da okulları kapatır kapatmaz başladık ve okullarımızın temizlikten kırtasiyeye her türlü ihtiyacını temin etmek üzere tüm ekiplerimizle ülkemizin her yerinde, sahada aktif olarak çalışıyoruz. 2022-2023 eğitim öğretim döneminde ilk kez ders kitaplarıyla birlikte yardımcı kaynaklarımız da öğrencilerimizin masasında olacak. İlk defa bu yıl temel eğitime de bütçe göndermeye başladık. Eğitimde tüm kademedeki okulların temel ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Bugün eğitim sistemimizde 1,2 milyon öğretmenimiz var ve bu sayının yüzde 70’i son 20 yılda atanmış.

    Bu yıl atamalarda okul öncesine ağırlık verdik

    10 yıllık öğretmen, uzman öğretmenliğe başvurabilir. 180 saatlik eğitim alarak sınavdan başaralı olan öğretmen 1 derece alır ve artı eğitim öğretim tazminatı hakkı kazanır. Yüksek lisans yapmış olan öğretmenimiz bu sınavdan muaftır. 10 yıllık uzman öğretmen, başöğretmenliğe başvurabilir. 240 saatlik eğitim alarak sınavdan başaralı olan öğretmen başöğretmen unvanı alır. Öğretmenlik kariyer basamakları, öğretmenlerin özlük haklarını iyileştirecek bir sistem. Türkiye’de kariyer sisteminde sınav yapılmayan hiç bir alan yok. Sınavsız bir kariyer sistemi inşa etmek mümkün değil. Uzman veya başöğretmenlik sınavımızda öğretmenlerimizin yeterliliklerini ölçmüyoruz. Bu sınav, sadece alınan eğitimi değerlendiren bir sınav. Türkiye’de öğretmenlerimiz lisansüstü eğitim konusunda istekliler. Bu isteği kariyer sistemiyle birleştirme kararı aldık.

    “Öğretmenlerimiz eğitim sistemimizin biricik varlıklarıdır”

    Uzman veya başöğretmenlik sınavında biz öğretmenlerimizin öğretmenlik yeterliliklerini ölçmüyoruz. Bu sınav, sadece uzman öğretmenlikte 180, başöğretmenlikte 240 saat alınan eğitimi değerlendiren bir sınav. Türkiye’deki öğretmenlerimizin lisansüstü eğitimi tamamlama oranları OECD ülkelerine göre çok düşük. Türkiye’deki öğretmenlerimiz bu konuda istekliler. Bu isteği kariyer sistemiyle birleştirelim ve master yapan öğretmenimizi uzman öğretmen, doktora yapan öğretmenlerimizi de başöğretmen yapalım istedik. Milletin iradesinin tecelligâhı Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. 1 Ekim’de açıldıktan sonra ilaveler gelir. İlave iyileştirmeler yapılır. Bize düşen, Millî Eğitim Bakanlığı olarak onları uygulamaktır. Sınavı geçemeyen, öğretmen olarak çalışmaya devam edecek. Herhangi bir problem yok. Zaten her yıl bu sınav tekrarlanacak. Dolayısıyla öğretmenimiz bir daha sınava girmek istemiyorsa önümüzdeki yıla kadar tezsiz yüksek lisans yapabilecek herhangi bir alanda. Kariyer sisteminin gerektirdiği şekilde süreçle ilgili işleyen bir mekanizma var, sonuçta her öğretmen öğretmendir. Başöğretmen de öğretmen, uzman öğretmen de öğretmendir. Şu an itibarıyla eğitim sisteminde, yani bu kanun 14 Şubat 2022 yılında yayınlanmadan önce eğitim sistemimizin içinde 75 bin 701 uzman öğretmen var, aynı zamanda başöğretmen de vardı. Öğretmenlerimize yardımcı olmak için çalışıyoruz. Mesela, örnek kitapçıkla ilgili bir çalışmamız yoktu. Örnek kitapçık yayımlayarak öğretmenlerimizin tedirginliğinin ortadan kalkmasıyla ilgili bir çalışma başlattığımızı da kamuoyuna duyurduk. Öğretmenlerimiz eğitim sistemimizin biricik varlıklarıdır. Öğretmenlerimiz ne kadar güçlü olurlarsa eğitim sistemimiz o kadar güçlü olur. Türkiye Cumhuriyeti devleti de o kadar güçlü olur.

    “12 Eylül’de okullarımızı açacağız”

    1 Eylül’de öğretmenlerimiz normalde okula gelecekti. 1-2 Eylül’de okullarda eğitimler başlayacaktı. Buradan tüm öğretmenlerimize müjdeyi verelim. Öğretmenlerimiz 1-2 Eylül’de idari izinli sayılarak 5 Eylül’de okula gelerek hazırlık süreçlerine dâhil olacaklar. Öğretmenlerimizin mesleki gelişimlerini, kişisel gelişimlerini desteklemek için çok ciddi yatırım yapıyoruz. Öğretmenimizi ne kadar desteklersek eğitim sistemimiz o kadar güçlü olur. Bu bilinçle ilk defa öğretmenlerin mesleki gelişimlerinde paradigma değişimine gittik. Yani Bakanlık olarak merkezî bir planlamadan uzaklaştık. Tamamen okul temelli mesleki gelişim programına odaklandık. 2020 yılında Bakanlığın düzenlemiş olduğu merkezî ve mahallindeki eğitimlere katılan öğretmenlerin sertifika sayısı 1.2 milyon. Öğretmen başına düşen eğitim saati, 44 saat. 6 Ağustos’ta ben göreve başladım ve hızlı bir şekilde öğretmenlerle ilgili önceliklerimizi belirleyerek süreçleri hızlı bir şekilde yeniledik ve 2.9 milyon öğretmene ulaştık. Düzenlemiş olduğumuz eğitimler sayesinde öğretmen başına düşen eğitim saati, 94’e çıkarak son on yılın en yüksek rakamına ulaştı. Bu seneki hedefimiz, her öğretmenin en az 120 saat mesleki gelişim eğitiminden yararlanması. Gerçekten öğretmenlerimiz sadece eğitim, öğretimde değil, Kovid sürecindeki vefa çalışma gruplarından diğer alanlardaki desteklerine kadar illerimizde, ilçelerimizde, mahallelerimizde, köylerimizde ülkenin yüz akı. Biz de Bakanlık olarak onların çalışma koşullarını iyileştirmek, daha iyi noktaya taşıyabilmek ve özellikle bu süreçte kişisel gelişimlerini desteklemek için istedikleri eğitim ile ilgili de her türlü desteği verdik vermeye de devam edeceğiz. Geçen sene 2021-2022 eğitim öğretim yılı 6 Eylül’de başladı, biliyorsunuz. Devir teslim töreninde açıkça bir şey söyledim: Dedim ki okulları açmamız için vakaların sıfırlanmasını beklemeyeceğiz. Beklemeye tahammülümüz yok çünkü bir buçuk yıl okullar kapalı kaldı. Okullar sadece eğitim öğretim yapılan yerleri değil. Eğitim sistemini düşünün… 18,9 milyon öğrenci, 1,2 milyon öğretmen… Eğer siz bu devasa ölçeğe sahip olan bir eğitim sistemini Kovid sürecinde normalleştiremezseniz Türkiye’nin normalleşmesini bekleyemezsiniz. Biz bir taraftan gençlerimizi yetiştirmekle ilgili bu İnisiyatif alarak süreci kararlı bir şekilde götürdük. Aynı zamanda Türkiye’nin de normalleşmesini hızlandırdık. Onun için ben tüm öğretmenlerimize, en içten şükranlarımı sunuyorum. Bu şükranın da teşekkürün de bir nişanesi olarak söz verdiğim gibi tüm öğretmenlerimize ve idari personelimize hem birinci dönem sonunda hem de ikinci dönem sonunda başarı belgesi verdim. İlk defa Millî Eğitim tarihimizde ilk defa, bir Bakan tüm öğretmenlere ve idari personeline yılda iki defa başarı belgesi vermiş oldu. Vakalar artıyor ama grip seviyesinde geçiriliyor. Yeni oluşan durumlara göre, yeni değerlendirmeler yaparız ama mümkün olduğu kadar okulları açık tutmak… Bizim irademiz bu yönde. Millî Eğitim Bakanlığı olarak yaz okullarını devreye soktuk. Yaz okullarını devreye sokmamızın iki amacı vardı: Birinci amacı, bizim öncelik verdiğimiz yerlerde eğitim öğretim başlamadan süreçleri hızlandırmak. İkinci amacı da öğrencilerimizin sosyalleşmesini artırarak Kovid’den kaynaklanan dezavantajlı durumlarını telafi etmek ve onları daha sağlıklı bireyler olma yolunda desteklemek. Bakanlık olarak dil eğitimini önemsiyoruz. Yani ana dil Türkçe eğitimini, matematiği de bir dil olarak görüyoruz. Hepimizin malumu, tüm dünyada göç var, kırsal bölgelerden şehirlere doğru ama özellikle Kovid-19 salgınından sonra yavaş yavaş göçün tersine döndüğünü gördük. Köylerimizde şu anda kullanılmayan okullarımızı vatandaşımızın hizmetine açalım istedik. ilkokul olarak kullanma imkânı varsa ilkokul olarak… Bunun için hemen yönetmelik değişikliği yaptık ve köy okullarına öğrenci sayısına bakılmaksızın açılabilme imkânı getirdik. Anaokullarında bir ana sınıfının açılması için 10 olan öğrenci sayısını 5’e düşürdük. Sadece bu düzenlemeyle 1.800 köyde yaklaşık 20 bin öğrencimiz ana sınıflarıyla buluştu.

    ÖSYM Başkanlığının disiplin amiri YÖK Başkanlığıdır

    Aynı zamanda köy okullarına halk eğitimi merkezleri kuralım istedik. Dolayısıyla biz halk eğitimi merkezleriyle şehirlerde değil, bu köy okullarıyla bütünleştirerek köyde yaşayan vatandaşlarımızın herhangi bir yere gitmeden rahat bir şekilde erişilebilecekleri fiziki mekânlarda istedikleri kursları alabilme imkânı getirdik. Aslında çok farklı bir modele doğru evlenmeye başladı çünkü bir köyde çocuğuyla ebeveyni aynı eğitim kurumunda bütünleştirme imkânı oldu. Bir taraftan halk eğitimi merkezlerinde kadınlarımız dikiş nakıştan tarım ve hayvancılığa çeşitli kurslar aldı. Yan tarafta da torunu veya kızı, oğlu anaokulunda veya ilkokulda eğitim almaya başladı. Dolayısıyla bir merkez olma potansiyelini güçlendirdik. Hedefimiz, yeni eğitim öğretim başlayana kadar tüm Türkiye’de 1000 köy okulunu yaşam merkezine dönüştürmek. Bununla ilgili çalışmalar da çok başarılı bir şekilde devam ediyor. Yakında kamuoyuyla da paylaşacağız. Çabamız, yılın sonuna kadar da tüm köy okullarını köy yaşam merkezlerine dönüştürebilmek. Sanki Millî Eğitim Bakanlığı, KPSS sürecinden sorumluymuş gibi bir algı oluştu. ÖSYM idari, mali olarak özerk bir kurumdur. ÖSYM Başkanlığının disiplin amiri YÖK Başkanlığıdır. Dolayısıyla YÖK’le ilişkisi vardır. Zaten biliyorsunuz o süreçte YÖK, inceleme başlattı. Bizim yaptığımız sınavlar da denetime açıktır. Bir problem olduğu zaman zaten biz Bakanlık olarak teftişimizi, tüm inceleme sistematiğimizi kendimiz yaparız çünkü Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz çeşitli sınavlar yapıyor, sadece LGS’yi yapmıyor. Kamu kurum ve kuruluşlarına da hizmet veriyor. Biz gerekli incelemeleri yapıyoruz. Dolayısıyla bir problem olduğu zaman da deriz ki burada bir problem var, bununla ilgili şunları yaptık deriz açık yüreklilikle.Öğretmenlerimizi mağdur etmeyecek şekilde, mümkün olduğu kadar da özürlerini kabul edecek şekilde süreçleri yöneteceğiz.

    Özel Eğitim Kurumları

    Okullarımızın temizlik ve güvenliğiyle ilgili daha önceden toplum yararına çalışma programıyla ilgili çalışmalar oldu, biz bu süreci de takip ediyoruz inşallah yakın zamanda okullarımızın öncelikli olarak temizliğiyle ilgili destekleyecek mekanizmalarla okullarımızı da destekleyeceğiz. Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğümüz sektör temsilcileriyle, öğretmenlerimizle müzakerelerini halen devam ettiriyor. Özel öğretim kurumlarında sınıf mevcut sayısını 24’ten 30’a çıkarttık. Bunun gibi hem öğretmenlerimizin ücretleriyle ilgili hem SGK kayıtlarıyla ilgili konulardaki tüm talepleri arkadaşlarımız alıyorlar, süreçleri de suhuletli bir şekilde yönetmeye çalışıyorlar. Kitap hayatımız… Yıllardan beri şikâyet ettiğimiz konu; çocuklarımızın, gençlerimizin, vatandaşlarımızın kitap okuma kapasitesini artırmayla ilgili yıllardan beri özlem var. Biz Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayesinde 26 Ekim’de bir kampanya yaptık. 16 bin 361 adet kütüphane yaptık. İkinci adım olarak kitap sayısını artırmaya çalıştık. 28 milyon kitap vardı eğitim sistemimizde, şu anda 75 milyon. İstanbul’dan başladık, geçen gün de Ankara’da devam ettik; yaşayan insan hazinelerimizin isimlerini kütüphaneye vermeye başladık.

    Mesleki Eğitimler Her Ülke İçin Kritik Eğitim Türü

    Yani nihayetinde varmak istediğimiz şey şu: Kütüphanelerimiz okullarımızın kalbi olsun, kültür-sanat etkinlikleri kütüphanede olsun, öğrencilerimiz sürekli kitapla temas etsinler. Bu eğitimde fırsat eşitliği için de çok kritik bir şey. Bazı okullarda kütüphane var, bazılarında yoksa bu eğitimde fırsat eşitliği için sıkıntılı bir durumdur. Çok mutluyuz, çok başarılı bir süreç oldu. Mesleki eğitim her ülke için kritik bir eğitim türü. İş gücü piyasasına çok duyarlı bir eğitim, dolayısıyla iş gücü piyasasının talep etmiş olduğu becerileri-yetenekleri olan insan yetiştirmesi lazım ki o iş gücü piyasası da ekonomik kalkınmada yeterli insan kaynağıyla desteklenerek atılım yapabilsin, ülkenin refahını artırabilirsin. Mesleki eğitimle ilgili kronik problem, 28 Şubat sürecinin bir ürünüdür. 1999’daki katsayı uygulaması, bu ülkeye inanılmaz maliyetler üretti. Başarılı öğrencileri meslek liselerinden uzaklaştırdı, aynı imam hatip liselerinden uzaklaştırdığı gibi. Okullar arası başarı farkını çok derinleştirdi, eğitimde fırsat eşitliğini zayıflattı, bir sürü problem. Biz Bakanlık olarak şunu yapmaya çalıştık: Biz, işgücü piyasasına eleman yetiştiriyorsak mesleki eğitimle, sektörün mezun vermesini beklemeyelim, sektörü tüm süreçlerimize katalım.

    Mesleki Eğitime Yönelme Artmaya Başladı

    Giderek mesleki eğitime yönelme artmaya başladı. Ama en kritik şey, akademik olarak başarılı öğrenciler mesleki eğitimi tercih etmeye başladı. Artık meslek liseleri yüzde 1’lik başarı diliminden öğrenci almaya başladılar. Meslek liseleri artık üretiyor, ürettiğini de inovatif bir şekilde geliştiriyor. Meslek liseleri artık yurt dışına ihracat yapıyor. Mesleki eğitim merkezleriyle ilgili 25 Aralık 2021 tarihinde 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanununda çok önemli düzenlemeler yapıldı. Haftada 1 gün okula gidiyor, 4 gün işletmede beceri eğitimi alıyor. Düzenlemeden önce Türkiye’de 159 bin çırak, kalfa, usta vardı, şu anda 600 bin. Yılın sonuna kadar Sayın Cumhurbaşkanımız açıkladı, hedefimiz 1 milyon gencimizi mesleki eğitim merkezleriyle buluşturmak. Bilim ve sanat merkezlerinin erişilebilirliğini artırmak için sayısını artırdık, önce 185’e çıkardık 2021 yılı itibariyle. 2022’de de hedefimiz 350 tane BİLSEM olmasıydı, 360’lara ulaştık şu anda. Dolayısıyla bilim sanat merkezlerimizde sağlamış olduğumuz eğitim programlarıyla beşeri sermayemizin niteliğini artırmak, işte bahsettiğiniz robotik kodlamadan işte uzay teknolojilerine kadar tüm alanlarda, bilim alanında, aynı zamanda sanat alanında da, görsel sanatlarda, resimde, diğer alanlarda öğrencilerimizi desteklemeye devam ediyoruz.

    “Bizim biricik sermayemiz var, o da gençlerimiz”

    Çünkü bizim biricik sermayemiz var, o da gençlerimiz, beşeri sermayemiz. Onun niteliğini ne kadar artırabilirsek, o kadar güçlü olacağız. İşte bilim sanat merkezlerindeki bu aslında Milli Eğitim Bakanlığının yapmış olduğu fikri mülkiyet çalışmaları bilim sanat merkezlerinde hızlı karşılık buldu. Öğrenci başarı araştırmalarıyla ilgili bir PISA çalışması var, bir de TIMSS var. PISA, 15 yaşındaki anadil okuryazarlığı, matematik ve fen okuryazarlığını ölçüyor, belli yıllarda döngülerle; 3 yıl, 4 yıl PISA-TIMSS değişiyor. TIMSS’de de 4. ve 8. sınıfta matematik ve fen okuryazarlığı. Milli Eğitim Bakanlığı son 20 yılda öğrenci sayısını bu kadar artırmasına rağmen PISA ve TIMSS’in her döngüsünde bir önceki döngüsünden daha yüksek performans sergiliyor. Artık bundan sonraki hedefimiz sadece puanı artırmak değil, OECD ortalamasını da PISA sonuçlarında yakalamak, onunla ilgili de süreçlerimizi iyileştirmeye çalışıyoruz. (BSHA)

  • Bakan Koca, 75. Dünya Sağlık Asamblesi’ne Katıldı

    Bakan Koca, 75. Dünya Sağlık Asamblesi’ne Katıldı

    Bakan Koca, 75. Dünya Sağlık Asamblesi’ne Katıldı

    Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen 75. Dünya Sağlık Asamblesi’nin açılışına katıldı. Bakan Koca, programın ikinci gününde Genel Kurula hitap etti.

    Bakan Koca, Birleşmiş Milletler’in (BM) Cenevre Ofisi’nde düzenlenen ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) en üst karar alma organı olan Asamble kapsamında ikili görüşmeler gerçekleştirdi.

    İlk olarak Cezayirli mevkidaşı Dr. Abdurrahman bin Bozid ile bir araya gelen Koca, Cezayirli mevkidaşı Abdurrahman’a, sağlık alanında iki ülkenin faaliyetlerini yakından takip etmek üzere Türk ve Cezayir Sağlık Bakanlıkları arasında Ortak Çalışma Grubu oluşturma teklifinde bulundu.

    Bakan Koca daha sonra Özbekistan Sağlık Bakanı Bezhod Musayev ve Azerbaycan Sağlık Bakanı Teymur Musayev ile ikili görüşmede bulundu.

    Bakan Koca, 75. Dünya Sağlık Asamblesi’nde Genel Kurula konuştu

    Asamblenin ikinci gününde, Genel Kurula hitap eden Bakan Koca, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Ukrayna’daki sağlık altyapısına etkileri, küresel gıda krizi ve Kovid-19 salgınıyla mücadele konularını ele aldı.

    Rusya-Ukrayna Savaşı’nda Türkiye’nin ilaç ve tıbbi malzeme başta olmak üzere insani yardım gücünü bölgeye yönlendirdiğini vurgulayan Koca, başta hasta ve yaralıların tahliyesi olmak üzere güvenli bir tıbbi koridorun oluşturulması gerektiğini dile getirdi.

    Dünyayı bekleyen en büyük küresel tehdidin beslenme ve gıda güvenliği olduğunu kaydeden Koca, “Gıda güvenliği tehdidine yönelik DSÖ’nün bugünden alacağı tedbirlerin hayati önemde olduğunu düşünüyorum. Türkiye her zaman, uluslararası müzakere sürecinin yapıcı bir parçası olma gayreti içerisinde olacaktır” dedi.

    “DSÖ’nün çabaları yetersiz kaldı”

    DSÖ’nün Kovid-19 salgınıyla mücadelesini değerlendiren Koca, “DSÖ’nün bu süreçte dünyadaki her milletin ve bireyin sağlık hakkını koruması beklenmiştir. Evet, zaman zaman bu çabaları gördük ve takdir ettik ancak yeterli olmadığını bugün bu platformda konuşmamız gerekiyor. Halk sağlığı acil durumlarında, fikri mülkiyeti düzenleyen daha insan temelli somut adımları hızla atmamız gerektiğine inanıyorum.”

    Kovid-19 salgınıyla küresel mücadele sürecinin her aşamasının üzerinde çalışılması gerektiği görüşünü vurgulayan Koca, Türkiye’nin salgının ilk gününden itibaren başarılı bir sınav verdiği ve sağlık sisteminin hiçbir aşamada aksamadığının altını çizdi.

    DSÖ’nün dayanışma temelinde güçlendirilmesi vurgusu

    Bakan Koca, “Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yalnızca kendi vatandaşlarına en üst düzeyde hizmet sunmakla kalmamış, 161 ülke ve 14 uluslararası kuruluşa koruyucu ekipman bağışı, bilgi ve tecrübe paylaşımı ve AVAT aracılığıyla aşı yardımı gibi farklı alanlarda uluslararası dayanışmanın güçlü bir örneğini ortaya koymuştur” değerlendirmesinde bulundu.

    Salgının küresel alanda kontrol edilmesi yolunda Koca, Türkiye’nin geliştirdiği Kovid-19 aşısı TURKOVAC’ın uluslararası dayanışmanın bir parçası olması temennilerini iletti.

    Bakan Koca, DSÖ’nün dayanışma ve hakkaniyet temelinde güçlendirilmesi gerektiğine dikkati çekerek, “Yasal bağlayıcı bir pandemi anlaşmasının oluşturulması, Uluslararası Sağlık Tüzüğü’nün güçlendirilmesi ve finansal bağımsızlığının desteklenmesi gibi tüm tartışmalara da bu perspektif doğrultusunda yaklaşmaktayız” diye konuştu.

    Sağlık Bakanı Koca, DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus ile görüştü

    Asamble kapsamında (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus ile de bir araya gelen Bakan Koca, Türkiye’nin düşük ve orta gelirli ülkelerin Kovid-19 aşısına erişimi konusunda en iyi şekilde destek verme çabası içinde bulunduğunu belirtti. DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus da salgınla küresel mücadele konusunda Türkiye ile iş birliğini sürdürme temennisi içinde olduklarını belirtti.

    Türkiye’nin Kovid-19 aşısı TURKOVAC’ı üretmiş olmasından memnuniyet duyduğunu kaydeden Ghebreyesus, BioNTech aşısının da Türk profesörler tarafından geliştirildiği için bir Türk aşısı sayılabileceğini ifade etti.

    Bakan Koca daha sonra Endonezya Sağlık Bakanı Budi Gunadi Sadikin ile ikili görüşmede bulundu.

    Bu yıl “Barış için Sağlık, Sağlık için Barış” sloganıyla 75’incisi düzenlenen Dünya Sağlık Asamblesi’nde Kovid-19 sonrası yeni küresel salgınlara hazırlık, Rusya-Ukrayna savaşının Ukrayna’daki sağlık altyapısına etkileri ve DSÖ’nün başlattığı Küresel Sağlık için Barış Girişimi projesi ele alındı. (BSHA)