Blog

  • Antalya’da Şanlıurfa Rüzgarı Esti

    Antalya’da Şanlıurfa Rüzgarı Esti

    Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde düzenlenen Antalya Şanlıurfa Tanıtım gecesinde ünlü sanatçı Mahmut Tuncer sahne aldı. Gecede Mahmut Tuncer ve Urfa Edessa Grubu Sıra Gecesi ile Antalyalılara muhteşem bir gece yaşattı. Gecede vatandaşlara çiğköfte ikram edildi.

     

    Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı ile Şanlıurfalılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği işbirliğiyle “Antalya Şanlıurfa Tanıtım Gecesi” düzenledi. Kepez Kent Meydanı’nda düzenlenen gecede ünlü sanatçı Mahmut Tuncer ve Urfa Edessa Sıra Gecesi grubu sahne aldı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan vekili Mesut Kocagöz,  Şanlıurfalılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyeleri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı gecede sahnede müzik eşliğinde yoğurulan çiğköfte vatandaşlara ikram edildi.

     

    MÜZİK DOLU GECE

    Gecede sahne alan Urfa Edessa grubu yöresel şarkıları ve Şanlıurfalı ses sanatçısı Abdullah Balak’ın yazdığı türküleri seslendirerek geceye renk kattı. Daha sonra ünlü sanatçı Mahmut Tuncer sahne aldı. Tuncer kendine has yorumuyla ‘Bu Nasıl Sevda, Bileydim’ gibi türkülerini Antalyalı sevenleri için seslendirdi.

     

    BAŞKAN BÖCEK’E TEŞEKKÜR 

    Sanatçı Mahmut Tuncer ve Urfa Edessa Sıra Gecesi grubuna, Başkan vekili Mesut Kocagöz, Başkan Muhittin Böcek adına çiçek ve plaket takdim etti. Başkan Böcek’e teşekkür eden sanatçılar “Antalya gibi kadim bir şehirde böyle bir gece düzenlememize vesile olan başkanımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz. Antalya’yı çok seviyoruz” şeklinde konuştu.

     

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Oğuzhan Koç Sincan Gençlik Konserinde Sevilen Şarkılarını Seslendirdi

    Oğuzhan Koç Sincan Gençlik Konserinde Sevilen Şarkılarını Seslendirdi

    SİNCAN GENÇLİK KONSERLERİ DOLUDİZGİN DEVAM EDİYOR

     

    Sincan Belediyesi ilçe sakinlerine keyifli bir yaz yaşatmak için “Gençlik Konserleri” düzenlemeye devam ediyor. Birbirinden değerli sanatçıları ağırlayan Sincan’da bu kez pop müziğinin sevilen ismi Oğuzhan Koç’un şarkıları yankılandı.

     

    Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan “Gençleri en çok sevdiği sanatçılarla bir araya getireceğim.” diyerek başlattığı Sincan Gençlik Konserlerinde birbirinden ünlü isimler sahne alıyor. Ünlü Rapçi Ceza’nın ardından sevilen sanatçı Oğuzhan Koç Sincanlı gençlerle buluşan isim oldu.

     

    Oğuzhan Koç sevilen şarkılarıyla müzik ziyafeti sundu. Sevenlerinin de şarkılara eşlik etmesiyle Sincan’da keyifli bir akşam daha yaşandı.

     

    BAŞKAN MURAT ERCAN: “YETER Kİ SİZ İSTEYİN”

    Konser öncesinde gençlere seslenen Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan gençlerin sevdiği sanatçılarla buluşturmaya devam edeceklerini ifade etti. Başkan Ercan gençlere yönelik yapılan çalışmaları anlattı, tamamlanan havuz projesine ilişkin de müjdeyi verdi.  Başkan Ercan, “ 3’ü kapalı 1 tanesi açık olmak üzere toplam 4 adet yüzme havuzu yakın zamanda hizmete giriyor. Gençlerimiz için futbol, basketbol, voleybol sahaları yaptık; daha da yapmaya devam ediyoruz. Şef yetiştiren Gastro Akademi’den konservatuvara Matematik Müzesi’nden Millet Kıraathaneleri’ne gençlerimize yönelik hizmetlerimiz bitmedi, bitmiyor. Bundan sonra da devam edecek; yeter ki siz isteyin. Allah bu birliğinizi, beraberliğinizi, coşkunuzu devam ettirsin inşallah. Her birinizin eğitim, aile, sosyal ve iş hayatı mutluluk, esenlikle dolu olsun. Başarılarla dolu bir gelecek diliyorum.” diye konuştu.

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Her 10 Hepatitliden 8-9’u Hastalığından Habersiz

    Her 10 Hepatitliden 8-9’u Hastalığından Habersiz

    Her 10 Hepatitliden 8-9’u Hastalığından Habersiz. Uz.Dr. Koray Tuncer, hepatit hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

    Dünyada 1.1 milyon, Türkiye’de yaklaşık 15-20 bin kişi her yıl hepatit B ve hepatit C’ye bağlı karaciğer sirozu ve kanserinden hayatını kaybediyor. Oysaki her iki enfeksiyonun tanısı son derece pratik yöntemlerle konulabiliyor ve tedavisi de mümkün olabiliyor. Tanı ve tedavi süreçlerinin doğru şekilde planlanması durumunda, 2030 yılına kadar hepatit virüsünün dünya üzerinden silinebileceği düşünülüyor. Memorial Şişli Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Koray Tuncer, “28 Temmuz Dünya Hepatit Günü” nedeniyle hepatitler hakkında bilinmesi gerekenler ile ilgili bilgi verdi.

    Hepatit A, Hepatit B, Hepatit C, Hepatit D ve Hepatit E Tipleri

    Hepatit, çoğunlukla viral bir enfeksiyonun neden olduğu karaciğer iltihabıdır. A, B, C, D ve E tipleri olarak adlandırılan beş ana hepatit virüsü vardır. Bu beş tip, neden oldukları hastalıklar ve salgın potansiyeli nedeniyle dünya üzerinde büyük bir endişe kaynağı olmaktadır. Son rakamlara göre 350 milyondan fazla kişi viral hepatitle yaşamaktadır. Hepatiti olan 10 kişiden 8-9’unun bundan habersiz olduğu bilinmektedir. Bunun yanında yılda 1 milyon 100 bin kişi Hepatit B ve C enfeksiyonundan hayatını kaybetmekte, 9 milyon 400 bin kişi kronik hepatit C virüsü enfeksiyonu için tedavi görmektedir. Ülkemizde yaklaşık 2,5 milyon Hepatit B’li; 250 bin civarında da Hepatit C’li hasta vardır.

    Hepatit siroz ve kansere yol açabiliyor

    Küresel çabalar, hepatit B, C ve D enfeksiyonlarının ortadan kaldırılmasına öncelik vermektedir. Bu 3 enfeksiyon yıllarca tedavi altına alınmazsa siroz ya da karaciğer kanserinden ölümlere neden olabilmektedir. Bu 3 tip kronik hepatit enfeksiyonu, hepatit kaynaklı ölümlerin yüzde 95’inden sorumludur. Bir başka üzücü durumda dünya genelindeki kronik hepatit B hastalarının sadece yüzde 10’na tanı konulabilmekte ve sadece yüzde 22’si tedaviye ulaşabilmektedir. Her gün doğan tüm bebeklerin sadece yüzde 42’sine hepatit B’ye karşı aşı uygulanabilmektedir. Hepatit C’ye bakıldığında dünya üzerinde tüm hepatit C’li hastaların yüzde 20’ne tanı konulmuş durumda olup bu hastaların yüzde 62’si tedaviye ulaşabilmiştir. Dünyada ve Türkiye’de halen viral hepatitli hastaların en az yüzde 80’i hastalığından habersizdir. Bu hastalar uzun vadede siroz ve kanser olma riski altında ve aynı zamanda başkaları için bir bulaş kaynağı olmaktadır.

    Önlem alınması çok önemli

    Hepatit virüsü nedeniyle karaciğer sirozu ya da kanseri kaynaklı ölümlerin yüzde 65 oranında azaltılması, hepatit için tedavi olan kişi sayısının yüzde 80 artırılması, Hepatit B ve C virüsü taşıyan kişilerin teşhisinin yüzde 90 oranında artırılması gibi hedefler bulunmaktadır. Bu hedeflerin tutması doğrultusunda 2030 senesine kadar bu sorundan kaynaklı ölümler sonlandırılabilir. Bunun mümkün olabilmesi için yeni doğan bebeklerin doğum gerçekleştiği anda aşılanması, kişilerin herhangi bir sağlık kuruluşunda hepatit virüsüne sahip olup olmadığını öğrenip; bağışıklığı yoksa Hepatit B için aşı yoluyla önlemini alması büyük önem taşımaktadır.

    Pratik bir kan testiyle teşhis konuluyor

    Hepatit B ve C’yi tedavi edebilecek aşı ve/veya tedavilerin olması ile bu hastalıkların eliminasyonu mümkün hale gelmiştir. Hastalığın eliminasyonunda en önemli nokta hastalığın farkına varılmasıdır. Bu da uygulanacak tanı testleri ile mümkün olabilecektir. Herhangi bir sağlık kuruluşuna gidip alınacak kan örneğiyle kısa sürede teşhis konulabilmektedir. Hepatitli hastaların hayatlarını kurtarıcı tedavileri bekleyecek zamanları yoktur. Hepatit eliminasyonu için en önemli adımlardan biri anneden bebeğe hepatit B bulaşının engellenmesidir. Bu nedenle, hamile kadınlara Hepatit B testi yapılması ve tedavi uygulamaları bekleyemez. Yeni Hepatit B vakalarının olmaması için anne adaylarının Hepatit B yönünden taranması ve önlem alınması gelecek nesiller açısından önem taşımaktadır.

    Hepatit Tedavisi

    Yüzme havuzlarından Hepatit B bulaşır mı?

    Hepatit B bulaşıcı bir virüstür. Ancak, Hepatit B’li kişilerle aynı evde yaşamak, aynı işyerinde çalışmak, yemek içmek, delici-kesici-vücuda nüfuz edici (tıraş bıçağı, tırnak makası, diş fırçası vb eşyalar) olmayan eşyaları kullanmakla bulaş olmamaktadır. Kan dışındaki diğer vücut salgıları ile hepatit B’nin bulaştığına dair kanıt yoktur. Bunun yanında yüzme havuzlarından da Hepatit B bulaşmamaktadır. Önlem olarak Hepatit B’li kişilerin aynı evi paylaştıkları arkadaşları, partnerleri veya aile üyeleri mutlaka hepatit testlerini yaptırmalı, aşı olması gerekenler hepatit B’ye karşı aşılanmalıdır. Bu sayede bulaşın ve virüsün de önüne geçilmiş olmaktadır.

    Hepatit C’de yeni gelişme

    Sağlık uygulama tebliğine (SUT) göre yakın zamana kadar bir kez hepatit C tedavisi alan; tedaviye cevapsız veya hastalığı nüks eden kişilerde yeni ilaçlarla tekrar tedavi yapılamıyordu. Artık ilaçlarla yeniden tedavi gerçekleştirilebilmektedir. Bunun yanında Hepatit C’li hastalarda ilaç tedavisi için biyopsi gerekmekteydi. Şimdi bu şart da kaldırılmıştır. Ancak Hepatit B’li ve tedavi olması gereken hasta kararında hala karaciğer biyopsisi gereklidir. Fakat yeni gelişmelerle birlikte non-invazif metodlarla karaciğer fibrozisi, hastalığın derecesi belirlenebilmektedir. Virolojik testler, görüntüleme, fibrozisi ölçen yöntemlerle bu karar rahatlıkla verilmektedir. Hem sağlık personelinin, hem vatandaşların hem de sosyal politika yürütücülerinin hepatit konusunda üzerine düşenleri yapması gerekmektedir. Daha çok kişi hepatit ve hepatitin neden olduğu olumsuz tablolar hakkında bilgilendirilmelidir. Daha çok hastaya tanı konulmalı, hepatitli hasta sayısı düşürülmelidir. Viral hepatitin bekleyecek bir sorun olmadığı unutulmamalıdır. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

    Hepatit Tedavi Klavuzu

  • TBF 2022’nin Yeri ve Zamanı Belli Oldu

    TBF 2022’nin Yeri ve Zamanı Belli Oldu

    Türkiye Büyük Finali İzmir’e geliyor!

     

    Şampiyonluk Ligi’nde lig aşaması heyecanı sürerken, Türkiye Büyük Finali’nin 10. yılı ile alakalı planlarımızdan bahsetmek istiyoruz.

     

    Yılın en iyi League of Legends takımının belirleneceği 2022 Türkiye Büyük Finali, 10 Eylül Cumartesi günü Kültürpark’ta düzenlenen 91. İzmir Enternasyonal Fuarı’nda gerçekleşecek. TBF’yi ilk defa İstanbul’dan farklı bir şehirde taraftarla buluşturacağımız için heyecan duyuyoruz. 

     

    Türkiye’de 10 yılda beraber oluşturduğumuz toplulukla bu sefer İzmir’de bir araya geleceğiz. 9 ve 10 Eylül tarihlerinde 91. İzmir Enternasyonal Fuarı’nda sihirdarlara özel bir League of Legends 10.yıl festivali gerçekleştireceğiz. 

     

    TBF heyecanını beklerken tekrar bir arada olacağız! 9 Eylül Cuma günü başlayacak Festival’de bu coşkuyu ve eğlenceyi doruklarda yaşayacağımız birçok etkinlik bizi bekleyecek. Vadideki şampiyonlarımıza özel yarışma alanları, gün boyu ödüller kazanabileceğiniz farklı oyunlar, paneller ve bu heyecana ortak olmak için topluluktan görmek istediğiniz misafirler bizimle olacak. Ve tabii ki 9 ve 10 Eylül’ de hem unutulmaz maçları hem de TBF’yi biletiniz olmasa bile beraber izleyebileceğimiz bir ortak izleme alanı kurulacak. Bu muhteşem etkinliklerde sizlerle buluşmak için sabırsızlanıyoruz! 

     Pandemi sebebiyle 2 yıldır seyircili etkinliklerden uzak kaldık ve artık kavuşma zamanı! 2022 Türkiye Büyük Finali’nde bizi bekleyen sahne şovları ve kıyasıya mücadeleyi seyircilerle birlikte tecrübe edeceğiz. Bilet satışları ile ilgili detayları önümüzdeki günlerde duyuracağız.

     

    2022 Türkiye Büyük Finali’ne dair daha fazla bilgi önümüzdeki dönemde paylaşılacak. Ayrıntılar için lolespor’u takip edin ve lolespor.com adresinden gözünüzü ayırmayın!

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Üniversite Öğrencilerinin Jinekolojik Kanser Farkındalıkları

    Üniversite Öğrencilerinin Jinekolojik Kanser Farkındalıkları

    Üniversite Öğrencilerinin Jinekolojik Kanser Farkındalıklar. Türk Tabipler Birliği Sürekli Tıp Dergisi, önemli bir çalışma yayınladı. Araştırmada, “Üniversite öğrenim gören öğrencilerin jinekolojik kanser farkındalıklarının; orta düzeyin üstünde olduğu” bildirildi.

    Jinekolojik Kanser Tam Olarak Nedir?

    Jinekolojik kanserler; serviks, endometrium, over, vulva, vajina, fallop tüpü kanserleri ve koriokarsinomlarıdır. Bunlardan; serviks, endometrium ve over kanserleri, daha sık görülen ve kansere bağlı mortalite ve morbiditede önemli yeri olan kanser türleridir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2018 verilerine göre tüm kanser türleri içinde; serviks kanseri dört, uterus kanseri altı, over kanseri ise sekizinci sırada yer almakta ve mortalite oranlarının benzer olduğu belirtilmektedir. Ülkemizde ise benzer şekilde; uterus kanseri dört, over kanseri altı, serviks kanseri dokuzuncu sırada yer almaktadır. Jinekolojik kanserlere bağlı ölümlerin azaltılabilmesi için erken evrede yakalanması önemlidir. Bu sayede kanser, tedavi edilebilir bir aşamada tespit edilerek, bireyin yaşam kalitesi bozulmadan hayatta kalma şansı artırılabilmektedir. Serviks kanseri dışında jinekolojik kanserler için tarama testi bulunmamaktadır. Bu nedenle erken tanı ve tedavide kadınların jinekolojik kanserlere karşı farkındalıkları önemli hale gelmektedir. Literatürde, kadınların jinekolojik kanser farkındalıklarının düşük ya da orta düzeyde olduğu belirtilmektedir. Kadınların farkındalıklarının artırılması; sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmalarına, gerekli muayene ve kontrollerini yaparak/yaptırarak erken teşhis sağlanır. Bunun yanında jinekolojik kanserlerin önlenmesinde sağlıklı bir yaşam tarzı (egzersiz, dengeli beslenme, alkol ve sigaradan uzak durma) ve riskli davranışlardan uzak durma önerilmektedir.

    Jinekolojik Kansere Neler Sebep Olur?

    Kadınların farkındalığının artması sadece kanserden korunma değil aynı zamanda kronik hastalıklar ve bununla birlikte ortaya çıkan diğer sorunların önlenmesi/ azaltılmasında da etkili olacaktır. Örneğin, tip 2 diyabet için bireylerin erken yaşlarda kazandığı sağlıklı yaşam alışkanlıklarının ilerleyen yaşlarda kanser gibi başka hastalıkların oluşmasına engel olabildiği açıklanmaktadır. Kronik solunum yolu hastalıkları da solunan havanın kirliliği ve özellikle sigara kullanımı ile direkt kanserlerle ilişkilendirilmektedir. Oysa, kronik hastalıklar, önlenebilir hastalıklardır ve önlenmesi için; sigara ve alkolden uzak durulması, sağlıklı beslenilmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanılması önerilmektedir. Bu kazanımların olmaması durumunda karşılaşılabilecek sorunların başında kanserler yer almakta ve özellikle kadın kanserleri için büyük risk oluşturduğu belirtilmektedir. Gençlik dönemini sağlıkla ilgili davranışların kazanıldığı dönem olması, hem de kadınlarda görülen kanserlerin erken yaşta başlayan farkındalığın önemli olması sağlıklı bir yaşam temelinde önem arz etmektedir . Bu çalışma, üniversitede öğrenim gören öğrencilerin jinekolojik kanser farkındalıkları ve ilişkili faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır.

    Üniversite Öğrencilerin Kanser Farkındalıkları | BSHA - Sağlık - Eğitim
    Üniversite Öğrencilerin Kanser Farkındalıkları | BSHA – Sağlık – Eğitim

    Peki Bu Üniversite Öğrencileri Farkındalıkları Hakkında Ne Yapmalı?

    Üniversite öğrenim gören öğrencilerin jinekolojik kanser farkındalıklarının; orta düzeyin üstünde olduğu, mevcut kronik hastalığın olması, yaşanılan yer, sigara kullanımı, ailede kanser öyküsünün olması ve ailede kanser öyküsü bulunan kişinin yakınlığı farkındalık düzeyini etkileyen değişkenler olduğu belirlenmiştir. Jinekolojik kanserler farkındalık puanı ile yaş, beslenme ve fiziksel aktivite puanı arasında pozitif yönlü düşük düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Kanserin kontrol edilmesinde hemşirelerin kanseri önleme, tarama ve tanılamada danışmanlık verme ve sağlık eğitimi yapma gibi rolleri bulunmaktadır. Hemşirelerin gençlere sağlıklı yaşam davranışlarını sürdürmesinde, riskli davranışlardan uzak durmasında ve tarama konusunda eğitim planlaması önerilir.

    Üniversite Öğrencilerinin Jinekolojik Kanser Farkındalıkları | BSHA - Sağlık - Eğitim
    Üniversite Öğrencilerinin Kanser Farkındalıkları | BSHA – Sağlık – Eğitim

    Kaynak: https://www.ttb.org.tr/STED/images/file/2022_3.pdf

  • SUUDİ ARABİSTAN’DA KAPATILAN TÜRK OKULLARI AÇILIYOR

    SUUDİ ARABİSTAN’DA KAPATILAN TÜRK OKULLARI AÇILIYOR

    Suudi Arabistan’da Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığına bağlı olarak faaliyet gösteren Türk okullarının açılışı için çalışmalar başlatıldı.

    Suudi Arabistan yönetiminin kararıyla başkent Riyad ve diğer vilayetlerde faaliyet gösteren Türk okulları 2020-2021 eğitim ve öğretim yılı sonu itibarıyla kademeli olarak kapatılmıştı.

    Türk hükümetinin diplomatik temasları ve Millî Eğitim Bakanlığının girişimleri ile Suudi Arabistan’da Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığına bağlı olarak faaliyet gösteren okullar, yeniden hizmete açılıyor.

    Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Fransa’nın başkenti Paris’te katıldığı “Eğitimin Dönüştürülmesi Ön Zirvesi” kapsamındaki temasları çerçevesinde Suudi Arabistan Eğitim Bakanı Hamad Al Shaikh ile ikili görüşme gerçekleştirmiş, okulların durumu bu görüşmede de gündeme gelmişti.

    İki ülke makamlarının temasları sonucunda yeniden açılma kararı alınan okullara öğrenci kabulleri ve diğer işlemlerle ilgili çalışmalar kısa zamanda başlayacak. (BSHA)- Kaynak:MEB

  • ‘35. Mengen Uluslararası Aşçılık ve Turizm Festivali’ yoğun ilgi gördü

    ‘35. Mengen Uluslararası Aşçılık ve Turizm Festivali’ yoğun ilgi gördü

    '35. Mengen Uluslararası Aşçılık ve Turizm Festivali’ bu yılda misafirlerini en güzel şekilde ağırladı.

     

    Birbirinden güzel konserler ve Workshop etkinliklerinin de yer aldığı festival sektör temsilcileri ve ziyaretçileri tarafından da yoğun ilgi gördü.

     

    120 metre özel tasarım mangalda, 50 bin adet tavuk şiş rekor denemesi de yapılan festival izleyenlerden de tam not aldı. (AŞKON) Başkanı Hanifi 'Özen, ‘Bu güzel etkinlikte ekip olarak bir arada olmanın gururunu ve mutluluğunu bir arada yaşıyoruz, konaklama faaliyetlerinde destek sağlayan herkese çok teşekkür ediyoruz.

     

    Festivale gelen tüm sektör temsilcileri ve ziyaretçilerin de etkinliğe gösterdikleri yoğun ilgi bizleri çok mutlu etti.

     

    Ayrıca tüm katılımcıların burada gerçekleşen etkinliklerin heyecanını, coşkusunu ve mutluluğunu da bizlerle bir arada yaşamalarını görmek, bizleri daha da gururlandırdı’ diye konuştu.  

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • 4. Kafkasya Yaz Şenlikleri başladı

    4. Kafkasya Yaz Şenlikleri başladı

    Büyükşehir Belediyesinin Gölcük’ün Şevketiye Köyü’nde düzenlediği ve Kafkasya Kültürünün yaşatıldığı 4. Kafkasya Yaz Şenlikleri başladı.

     

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Gölcük ve çevresinde ağırlıklı olarak yaşayan, 1877-78 Osmanlı-Rus harbi sırasında Kocaeli’ne gelen ve 93 muhacirleri olarak adlandırılan vatandaşlarımız için dikkat çekici bir etkinliğe imza atıyor. Büyükşehir, 5-7 Ağustos tarihleri arasında Gölcük’ün Şevketiye Köyü’nde 4. Kafkasya Yaz Şenlikleri’ni düzenliyor. İlk gündeki etkinliklerde vatandaşlar eğlenirken yöre halkı şenliğe ilgi gösterdi.

     

    ŞENLİĞE YOĞUN KATILIM

    4.’sü düzenlenen Kafkas yaz şenliklerine katılım yoğun oldu. 1877-78 Osmanlı-Rus harbi sırasında Kocaeli’ne gelen ve 93 muhacirleri olarak adlandırılan vatandaşlarımız için her yıl şenlik 7’den 77’ye herkesin eğlendiği bir etkinlik oldu. Şenliğe katılım sağlayan vatandaşlar halk oyunlarıyla eğlendi. İlk gününde sevilen sanatçılar Afak Meydanlı ve Grup Yirmi7 sahne aldı. Vatandaşlar sanatçıların seslendirdiği şarkılara eşlik etti.

     

    HALUK LEVENT KONSER VERECEK

    Her yıl Gölcük ilçesi Sevketiye Köyü'nde düzenlenen şenliğe vatandaşlar tarafından katılım yoğun oluyor. Yöre halkının ve vatandaşların yoğun katılım gösterdiği şenliğin ilk gününde sevilen sanatçılar Afak Meydanlı ve Grup Yirmi7 sahne aldı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Gölcük Köyleri ve Yardımlaşma Derneği, Artvin İli ve İlçeleri Gölcük Derneği ile Gölcük Kocaeli Livaneli Derneği’nin katkılarıyla düzenlenen Kafkasya Yaz Şenlikleri, üç gün sürecek. Kafkas Yaz Şenliklerinin ikinci gününde Viral Cemal sevilen parçalarını seslendirecek ve etkinliğin 3. gününde ise sevilen sanatçı Haluk Levent sahne alacak.

     

    KAFKASYA KÖKENLİ 17 KÖY

    Tarih boyunca göç eden toplumların geçiş güzergahı üzerinde bulunan Anadolu toprakları ve Anadolu’nun Avrupa’ya açılan kapısı olan Kocaeli, sürekli bir nüfus hareketliliğine sahne olmuştur. Kafkasya da Türk göçlerinin önemli güzergahları arasında yer almaktadır. 93 harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı, Kafkas bölgesinden Anadolu’ya yapılan göçe yeni bir ivme kazandırmıştır. Bu savaşta Kafkasya bölgesinde Türkler, Osmanlı Gürcüleri, Çerkezler, Abazalar, Dağıstanlılar ve Acara Gürcüleri; Osmanlı devletinin yanında savaşa katılmıştır. Kocaeli yöresinde Kafkasya kökenli muhacirlerin yaşadığı 17 adet köyün bulunduğu ifade edilmektedir. Günümüzde halen etnik kimliğini koruyan bu topluluğun gelenek ve göreneklerini gelecek kuşaklara aktarmak için dilini, giyim-kuşam ve müziğini, yemek kültürünü canlı tutmak isteyen Büyükşehir, yöresel derneklerle beraber bu önemli festivali düzenlemektedir.

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Altınkum Yazarlar Festivali Usta Kalemlerin Katılımıyla Sürüyor

    Altınkum Yazarlar Festivali Usta Kalemlerin Katılımıyla Sürüyor

    Didim Belediyesi tarafından 18'inci kez düzenlenen Altınkum Yazarlar Festivali, ünlü yazarların katılımıyla sürüyor.

    Festivaller kenti Didim, Didim Belediyesi tarafından düzenlenen bir festivale daha ev sahipliği yapıyor.

     

    1 Ağustos Pazartesi günü 18'inci kez kapılarını açan Altınkum Yazarlar Festivali, hız kesmeden devam ediyor. Altınkum Mahallesi Yalı Caddesi üzeride düzenlenen festivale vatandaşlarda yoğun ilgi gösteriyor. 15 gün sürecek festivalde yerli ve yabancı turistler ile Didimliler ünlü yazarlar ile buluşarak kitaplarını imzalatma şansına erişiyor.

     

    Festival kapsamında yazarlar Nihat Behram, Atilla Sarp, Hayri Kandemir, Ali Kaya, Vehbi Bardakçı, Ali Yaman, Nalan Aktaş, Saygı Öztürk, Gülsüm Coşkum, Nalan Tuntaş ve Mine Özbek ile Deniz Gezmiş'in abisi, Yazar Bora Gezmiş, ünlü sinema oyuncusu ve Yazar İlyas Salman, yönetmen ve Yazar Nebil Özgentürk, eski CHP Milletvekili ve Yazar Mustafa Balbay ile CHP Mersin Milletvekili ve Yazar Ali Mahir Başarır Didimlilerle buluştu. Festivale katılan Aydın Büyükşehir Belediyesi Batı Bölge Koordinatörü Fatih Akkentli, Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay, Belediye Başkan Yardımcıları E. Öznur Gündoğdu, Yusuf Deveci ve Zeynel Şener, CHP Didim İlçe Başkanı Nurettin Koçak ile İYİ Parti Didim İlçe Başkanı Vefa Berk Tezsener, yazarlara teşekkür ederek plaket takdim etti.

    18. Altınkum Yazarlar Festivali, 15 Ağustos Pazartesi gününe kadar usta kalemlerin katılımları ile sürecek.

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Tatil Sonrası Adaptasyon Yaşanmasında 10 Önemli Koruyucu Faktör

    Tatil Sonrası Adaptasyon Yaşanmasında 10 Önemli Koruyucu Faktör

    Tatil Sonrası Adaptasyon Güçlüğü Yaşanmasında 10 Önemli Koruyucu Faktör

    Tatil sonrasında ruh sağlığında sıkıntıya yol açabilecek belirtiler;

    Psikoloji Uzmanı Kln. Psk. Müge Leblebicioğlu Arslan, tatil sonrası iş hayatına adaptasyon güçlüğünün çoğu kişide görülebildiğini söyledi. Arslan, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu, “Bu durum son derece normaldir. Ancak bu adaptasyon süresinin uzaması kişilerin iş ve sosyal yaşamlarında bir takım sorunların oluşmasına neden olabilmektedir. Kişilerin tatil sonrası ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyebilecek belirtiler şu şekilde sıralanabilir”

    Sosyal belirtiler

    İnsanlara karşı savunmacı bir tutum sergilemek, sürekli hata bulmaya çalışmak, problemleri dışsallaştırmak, insanlara güvenmemek, iş yerinden ayrılmayı istemek, toplantılara ya da randevulara gitmek istememek gibi belirtiler görülebilir.

    Zihinsel belirtiler

    Muhakemede güçlük, düşük iş kalitesi, düşük verimlilik, konsantrasyonda güçlük, unutkanlık ve karar vermede güçlük gibi belirtiler görülebilir.

    Duygusal belirtiler

    Tükenmişlik hissi, isteksizlik ve ilgisizlik, olumsuz duygu deneyiminde artış, öfke kontrolünde güçlük, aşırı hassasiyet, öz güvende düşüş, endişe kaygı ya da depresif belirtiler görülebilir.

    Fiziksel belirtiler

    Enerji kaybı ve yorgunluk, iştahsızlık uykuya dalmakta ya da uyanmakta güçlük ve bedensel ağrılar görülebilir.

    Tatil sonrası adaptasyon güçlüğünün yaşanmasında 10 önemli koruyucu faktör

    1. İyi olma halini tek bir nedene bağlamaktan kaçının

    Yapılan çalışmalar gösteriyor ki kişilerin yaşamdan aldıkları doyum ne kadar yüksekse psikolojik iyi olma halleri de o kadar yüksek olabilmektedir. Yüksek yaşam doyumu için kişinin gerçekliği ile beklentisi arasında bir dengenin olması gerekir. Dolayısıyla yaşamdan aldıkları doyum yüksek olan kişiler bu sürece daha rahat uyum sağlayabilmektedirler. Yaşam doyumunu arttıran tek faktör tatil süreci değildir. Kişiler iyi olma halini tek bir nedene ‘’tatile gitmeye’’ bağladıklarında sonucu hüsran olabilir.

    2. Tatil sürecine dair gerçekçi beklentiler oluşturun

    Tatile gitmeye yüklenen anlamlar gerçekçi boyutta olması, tatil sonrası sendorumunun oluşmasını engellemede son derece önemlidir. Örneğin; günlük hayatında işi ya da partneriyle problemleri olan birinin ‘’bir tatile gitsem kendimi çok iyi hissedeceğim.’’ şeklinde düşünebilir ve bu düşüncesi kişide tatile gitme isteğini harekete geçirebilir. Mevcut düşünce tatil kavramına büyük beklentiler yükleyen bir düşüncedir. Bu düşünceye sahip olan kişi mevut problemin kendisini değil hissettiği duyguyu gidermek istiyor olabilir. Kişi tatile gittiğinde duygusal anlamda kendisini daha iyi hissedebilir, hissetmeyede bilir ancak tatil sonrası problemin halen devam ediyor olması kişinin mevcut iyi hissetme beklentisine uymayacağından, kişilerin duygusal anlamda güçlükler yaşamasına neden olabilir. Bu nedenle kişilerin, tatilin kısa ve keyifli bir süreç olduğu ancak tatil kavramının iyi hissetme halini sonsuza kadar olumlu yönde etkileyecek sihirli bir değnek olmadığını düşünmeleri psikolojik iyi oluş ve yüksek adaptasyon açısından son derecede önemlidir.

    3.     İş hayatınızda var olan mevcut problemleri çözümlemeye odaklanın.

    Yapılan çalışmalarda iş memnuniyet düzeyi yüksek olan kişilerin tatil sonrası daha fazla yüksek adaptasyon gösterdikleri görülmektedir. Bununla birlikte iş hayatındaki problemler ya da düşük memnuniyet düzeyi kişiyi tatil öncesi de strese sokabilmekte ve ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Dolayısıyla tatil öncesi örneğin ‘sorun yaşanılan kişiyle problemi konuşma, yardım isteme ya da iş yeri değişikliği’ gibi mevcut probleme yönelik çözüm odaklı yaklaşımlarda bulunmak psikolojik iyi oluş açısından son derece önemlidir.

    4.    Tatil öncesi işlerinizi biriktirmekten kaçının.

    Tatile çıkmadan önce biriken işlerinizi azaltabildiğiniz kadar azaltın. Böylelikle tatil sonrası gelen sorumluluklarla baş edebilmeniz kolaylaşabilir.

    5.    İş ve eğlenci hayatınızda denge kurun.

    Dinlenme süreci sadece yıllık izin gibi tatil süreçleriyle ilişkili değildir. Kişilerin iş ve eğlence hayatında bir denge sağlıyor olmaları ruh sağlığı açısından son derece önemlidir.

    6.    Tatil bitti diye kendinizi eve kapatmaktan kaçının.

    Tatil sonrasında hobilerinizle ilgilenin, sosyalleşmeye zaman ayırın ve sevdiklerinizle birlikte vakit geçirin. Özellikle spor yapmak serotonin hormonu düzeyini yükselterek, tatil sonrası hissettiğiniz olumsuz duygunun yoğunluğunun azalmasına yardımcı olacaktır.

    7.    Tatil sonrasında işlerin bütününe birden odaklanmak yerine parçalara bölerek planlamalar yapın.

    Planlamalar başlangıçta kişide stres ve kaygı uyandırabilir. Ancak öncelikli tamamlanması gereken iş, proje ve toplantı gibi planların yapılması, belirsizliğin oluşturduğu olumsuz duyguyu azaltarak kişiyi uzun vadede rahatlatır.

    8.    Tatil sonrasında hayatınızla ilgili radikal kararlar vermekten kaçının.

    Tatilin verdiği yüksek enerji ve motivasyon sizi yeni planlamalar yapmaya ya da hayatınızla ilgili önemli kararlar almaya itebilir. Ancak yüksek motivasyonla üzerine düşünülmeden ve planlama yapılmadan ‘iş yeri değişikliği, taşınma, yeni ve önemli bir proje’ gibi alınan kararlar uzun vadede kişiyi olumsuz etkileyebilir.

    9.     Tatil sürecinde rutinlerinizi ve düzeninizi tamamen bozulmasına engel olun. 

    Rutinler kişinin ruh sağlığında önemli bir koruyucu faktördür. Tatil sonrası rutinlerde bozulmalar görülebilir. Bu süreçte günlük rutinize dönebilmek için kendinize zaman tanıyın. Özellikle tatilden bir kaç gün önce örneğin akşamları rutin saatlerinizde yatmak ve erken uyanmak gibi günlük rutinlerinize dönmeye çalışın.

    10.     Zorlandığınız durumlarda uzman desteği almaktan çekinmeyin. 

    Tatil sonrası adaptasyonda yaşadığınız güçlükler giderek artıyorsa mevcut durumla baş etmekte güçlük yaşıyorsanız, duygu yoğunluğunuzda bir azalma olmuyor ya da duygunun şiddeti giderek artıyorsa, ve bu durum günlük hayatınızı, işinizi ve işlevselliğinizi olumsuz yönde etkilemeye başladıysa bu durumda psikoterapi desteği almanız psikolojik iyi olma haliniz açısından oldukça önemlidir.  (BSHA)