Kulüp yönetiminden yapılan bilgilendirmede seçim sürecinin resmen takvime bağlandığı aktarıldı.
Süreç, camiada yeni başkanlık yarışını gündeme taşırken, adaylık tartışmaları da hız kazandı.
Mevcut başkan Sadettin Saran, camiaya yönelik yayımladığı mesajda görev sürecine ilişkin dikkat çeken ifadeler kullandı.
Saran açıklamasında, “Göreve talip olduğumuz gün, ‘Ne sabır ne süre’ diyerek yola çıktık. Çünkü bu camianın artık beklemeye değil, ayağa kalkmaya ihtiyacı olduğunu biliyorduk” dedi. Seçim sürecinin zamanlamasına da değinen Saran, “Seçimin uygun olmayan bir tarihte gerçekleşmesine rağmen elimizi taşın altına koymaktan bir an olsun çekinmedik” ifadelerini kullandı.
Görev süresine ilişkin değerlendirmede bulunan Saran, hedeflerinin net olduğunu vurguladı:
[eii post_id=”39514″ theme=”1″]
Açıklamasında en dikkat çeken vurguyu yapan Saran, kulübün kişilerin üzerinde olduğunu ifade etti:
Saran açıklamasında başkanlık makamına ilişkin sert mesajlar da verdi:
Açıklamasının sonunda yeniden aday olmayacağını duyuran Saran, şu ifadeleri kullandı:
Türkiye’nin dört bir yanından gelen sporcuların kıyasıya mücadelesine sahne olan organizasyonda, parkuru hatasız ve en iyi dereceyle tamamlayan Defne Turasan, birincilik kupasını kaldırdı. Teknik hakimiyeti ve soğukkanlı sürüşüyle izleyicilerden tam not alan Turasan, şampiyonluk kürsüsüne çıkarak büyük bir başarıya imza attı.
Disiplinli çalışmanın meyvesi
Elde edilen bu başarının tesadüf olmadığı vurgulanırken, galibiyetin arkasında profesyonel bir hazırlık süreci yatıyor. Turasan’ın antrenörleri Ali Ekber Ün ve Bahar Özsoy koordinasyonunda yürütülen yoğun antrenman programı, meyvesini Başkent’teki zorlu parkurda verdi. Antrenör ekibi, sporcunun gelişiminden ve elde edilen sonuçtan duydukları memnuniyeti dile getirdi.
[eii post_id=”32250″ theme=”1″]
AYBÜ Spor Kulübü’nün yükselişi
Bu derece, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Spor Kulübü’nün binicilik branşındaki yatırım ve çalışmalarının karşılığını aldığını bir kez daha kanıtladı. Genç sporcular için kritik bir gelişim platformu olan HiPP Gelişim Ligi, bu hafta sonunda hem rekabetin hem de sporcu ahlakının en güzel örneklerine ev sahipliği yaptı.
Yarışmalar sonunda düzenlenen törenle, dereceye giren sporculara kupa ve madalyaları takdim edildi.
Hekimsen Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, OECD’nin 2025 yılı bordro vergi kesinti yükü verilerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Uzm. Dr. Adil Kurban, Türkiye’de ücretli çalışanların maaş bordrolarındaki kesinti yükünün yalnızca gelir vergisiyle açıklanamayacağını, sosyal güvenlik primlerinin de bordro üzerindeki toplam yükü ciddi biçimde artırdığını ifade etti.
OECD verilerine göre Türkiye’de çocuksuz ve bekar, ortalama ücretli bir çalışanın bordrosundaki toplam vergi ve SGK kesinti yükü yüzde 40,3 seviyesinde bulunuyor. OECD ortalamasının yüzde 35,1 olduğu bu kategoride Türkiye, OECD ülkeleri arasında üst sıralarda yer alıyor.
Uzm. Dr. Adil Kurban, bu tablonun ücretler üzerindeki yükün yalnızca gelir vergisinden kaynaklanmadığını ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi:
Uzm. Dr. Adil Kurban, asıl çarpıcı tablonun iki çocuklu ve tek gelirli ailelerde ortaya çıktığını belirtti. OECD verilerine göre Türkiye, bu kategoride yüzde 40,3’lük kesinti yükü ile OECD ülkeleri arasında 1. sırada yer alıyor.
Uzm. Dr. Adil Kurban, OECD ülkelerinin önemli bir bölümünde çocuklu ailelere bordro üzerinden vergi ve prim avantajı sağlandığını, ancak Türkiye’de bu etkinin neredeyse hiç görülmediğini vurguladı.
Hekimsen Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, Türkiye’de aile politikalarının yalnızca izin süreleri üzerinden tartışılmasının eksik olduğunu belirterek ekonomik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Uzm. Dr. Adil Kurban, “Analık izninin uzatılması gibi adımları elbette önemsiyoruz. Ancak ebeveynlerin cebine doğrudan yansımayan hiçbir düzenleme tek başına yeterli değildir. Günümüz ekonomik koşullarında aile dostu vergi sistemi artık tercih değil, zorunluluktur” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de çocuklu aile ile çocuksuz çalışanın aynı bordro yüküne tabi tutulmasının sosyal devlet anlayışı açısından kabul edilemez olduğunu belirten Uzm. Dr. Adil Kurban, şu değerlendirmede bulundu:
[eii post_id=”27267″ theme=”1″]
Hekimsen’den üç somut öneri
Hekimsen Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, sürdürülebilir nüfus politikası, aile ekonomisinin korunması ve vergi adaletinin sağlanması için somut düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirterek taleplerini şöyle sıraladı:
1. Bir çocuklu ailelerde gelir vergisi yüzde 15 ile sabitlenmelidir.
2. İki ve üzeri çocuklu ailelerde bordrodan gelir vergisi kesintisi tamamen kaldırılmalıdır.
3. Çocuk sayısına bağlı olarak çalışanların SGK prim kesintileri de kademeli biçimde düşürülmelidir.
Uzm. Dr. Adil Kurban, açıklamasının sonunda Türkiye’de ücret üzerindeki gerçek yükün yeniden tartışılması gerektiğini belirterek, “Bordrolu çalışan yalnız bırakılmamalıdır. Aileyi koruyan, çalışanı destekleyen, çocuk sahibi olmayı cezalandırmayıp teşvik eden adil bir bordro sistemi kurulmalıdır.
Hekimsen’den OECD verileri üzerinden vergi ve SGK kesintisi eleştirisi
Hekimsen’den OECD verileri üzerinden vergi ve SGK kesintisi eleştirisi
Sanat üretimi yapan gençlerin en önemli ihtiyaçlarından biri olan sergileme alanı eksikliği, Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen “Genç Sanat Mekan” ile karşılık buluyor.
Projeyle, 30 yaş altı genç sanatçılara eserlerini ücretsiz olarak sergileme ve sanat dünyasında görünürlük kazanma imkanı sunuluyor.
İstanbul Ataköy Uluslararası Gençlik Merkezi bünyesinde yer alan mekan için başvurular çevrim içi olarak alınmaya başladı.
Genç Sanat Mekan 2. dönem çağrısı kapsamında; resim, fotoğraf, dijital sanat ve heykel başta olmak üzere farklı disiplinlerde üretim yapan 30 yaş altı gençler, eserlerini sergilemek üzere başvuru yapabilecek.
İstanbul’da Ataköy Uluslararası Gençlik Merkezi bünyesinde yer alan mekan, genç sanatçıların üretimlerini doğrudan sanatseverlerle buluşturabilecekleri erişilebilir ve nitelikli bir alan sunuyor.
[eii post_id=”2712″ theme=”1″]
Modern sergileme altyapısına sahip olan Genç Sanat Mekan, farklı disiplinlerde üretim yapan gençlere kapılarını açarken, eserlerin görünürlüğünü artırarak genç sanatçıların sanat dünyasında yer edinmesine katkı sağlıyor.
Türkiye’nin dört bir yanından yapılacak başvurularla, farklı şehirlerden genç yetenekler aynı platformda buluşma imkanı yakalayacak.
30 yaş altındaki genç sanatçılar öğrenci, mezun ya da bağımsız üretici olarak bireysel veya ekip halinde başvuruda bulunabilecek. Adayların, eserlerine ait görselleri ve gerekli bilgileri eksiksiz şekilde sisteme yüklemeleri gerekiyor. Değerlendirme sürecinin ardından seçilen genç sanatçılar, eserlerini Genç Sanat Mekan’da sergileme hakkı elde ederken; aynı zamanda proje kapsamında hazırlanan kataloglarda, tanıtım çalışmalarında ve dijital arşivlerde yer alma fırsatına da sahip olacak.
Fikri mülkiyet, insan yaratıcılığını koruyarak yenilikçiliği teşvik eden ve kültürel ile ekonomik gelişimi destekleyen temel bir değerdir.
Her yıl yeni bir tema kapsamında kutlanan Dünya Fikri Mülkiyet Günü’nde, bu yılın teması “Fikri Mülkiyet ve Spor” olarak belirlenmiştir. Müsabakaların ekranlara taşınmasından spor belgesellerine, taraftar deneyimlerini zenginleştiren özgün çalışmalardan koreografilere, yeni teknolojilerden tasarımlara kadar her üretim; telif hakları veya fikri mülkiyetin konusu olmaktadır.
[eii post_id=”34984″ theme=”1″]
Teknoloji çağında fikri mülkiyet, hak sahiplerine hukuki koruma aracı olmanın ötesine geçmiş; ülkelerin geleceğinin vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiştir. Biz de Bakanlık olarak bu alandaki kazanımlarımızı koruma ve geliştirme noktasındaki çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.
Bu özel günde, bilimin, kültürün ve sanatın ışığında yarınları inşa etmek amacıyla bütün eser sahiplerimizin, sanatçılarımızın ve kültür-sanat sektörlerimizin Fikri Mülkiyet Günü’nü kutluyor, hayatımıza katkıları nedeniyle şükranlarımı sunuyorum.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. CHP Genel Başkanı Özel, dün gerçekleştirilen yaklaşık 11 saatlik Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantılarının ardından partinin mücadele sürecine ilişkin değerlendirmeler yaptı.
CHP’nin grup toplantısına, Ankara Kurtuluş Parkı’nda ödenmeyen maaşları için 9 gündür açlık grevi yapan Doruk Madencilik işçileri de katıldı.
Konuşmasında madencilerin yaşadığı sorunlara da değinen CHP Genel Başkanı Özel, Soma faciasının üzerinden 12 yıl geçtiğini hatırlatarak, maden işçilerinin yaşadığı sıkıntıların sürdüğünü ifade etti. Son 23 yılda iş kazalarında 35 bin işçinin hayatını kaybettiğini belirten Özel, bu kayıpların sadece bir sayı olmadığını, geride kalan aileler olduğunu söyledi.
Doruk Madencilik işçilerinin 9 gündür Ankara’da açlık grevinde olduğunu belirten CHP Genel Başkanı Özel, işçilerin ücret ve tazminatlarını talep ettiğini ifade etti. İşçilere yönelik uygulamalara da değinen Özel, sabah saatlerinde bazı işçilerin durumuna ilişkin paylaşımlara atıfta bulundu.
Maden ruhsatlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan CHP Genel Başkanı Özel, AK Parti döneminde çok sayıda maden ruhsatı verildiğini öne sürerek, bu süreçte emekçilerin haklarının korunmadığını savundu.
[eii post_id=”30797″ theme=”1″]
CHP Genel Başkanı Özel, “Bundan sonrası için bir santim eğilmeden, bir kelime eksik konuşmadan, mücadeleden taviz vermeden, haklılık zeminini koruyarak, sendelesek bile birbirimize omuz vererek bir mücadeleyi sürdürmeye karar verdik” ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ayrıca grev yasaklarına ilişkin eleştirilerde bulunarak, Anayasa’da yer alan yetkilere dikkat çekti ve bu yetkilerin kullanımına ilişkin değerlendirmeler yaptı.
CHP’nin yeni yol haritasına da değinen CHP Genel Başkanı Özel, Parti Meclisi toplantısının ardından partinin 4 Mayıs itibarıyla tüm kadrolarıyla sahaya ineceğini, güvenlik, ekonomi, sosyal devlet, adalet ve demokrasi başlıklarında çalışmalar yürütüleceğini ifade etti.
Bakan Yumaklı, toplantıda yaptığı konuşmada, yeşil vatanı koruma iradelerini, güçlü koordinasyon, ortak akıl ve seferberlik ruhuyla bir kez daha ortaya koymak için bir arada olduklarını söyledi.
Bakan Çiftçi ve 30 ilin valisiyle geçen yılın değerlendirmesini yaparak bu yılki hazırlıkları gözden geçireceklerini vurgulayan Yumaklı, iklim değişikliğinin etkisiyle artan sıcaklıklar, kuraklık ve aşırı hava olaylarının yangın riskini her geçen yıl daha da artırdığını bildirdi.
“TEKNOLOJİYİ İNSAN TECRÜBEMİZLE BİRLEŞTİREREK MÜCADELEMİZİ GÜÇLENDİRİYORUZ”
Yangınlar çıkmadan mücadeleyi başlattıklarını anlatan Yumaklı, “Orman Genel Müdürlüğümüz, kasım ayından bu yana orman içi yollardan akıllı gözetleme kulelerine, ilk müdahale ekiplerinden eğitim çalışmalarına kadar geniş bir perspektifte hazırlıklarını yaptı. Köylerimizde, okullarımızda, camilerimizde vatandaşlarımıza ulaştık, bilgilendirme çalışmalarını tamamladık.” ifadelerini kullandı.
Bakan Yumaklı, geçen yıl yanan yerlerin ağaçlandırmasını bu yıl bitireceklerine dikkati çekerek, yanan alanların bir metrekaresinin bile imara açılmayacağını, ağaçlandırılacağını kaydetti.
Yangınla mücadele kabiliyet ve kapasite seviyesini her geçen gün artırmaya devam ettiklerini belirten Yumaklı, şunları söyledi:
“Bu yıl da orman yangınlarıyla mücadeleyi 28 uçak, 119 helikopter ve 14 İHA ile yürütmüş olacağız. Sayısı 15 adet artan hava araçlarımızla birlikte havadan müdahale kapasitemiz 462 ton su atmaya yükselmiş durumda. Kara gücümüzde 1953 arazöz, 2 bin 766 ilk müdahale aracı ve 878 iş makinemiz de sahada olacak. Teknolojiyi insan tecrübemizle ve gücümüzle birleştirerek mücadelemizi de güçlendirmeye devam ediyoruz. İHA’larımız, akıllı sistemlerimiz ve karar destek mekanizmalarımız sahadaki arkadaşlarımızın emeği ve tecrübesiyle birleşerek gerçek anlamına ulaşmış olacak. Bu yıl orman kahramanı arkadaşlarımızın sayısını da 25 binden 28 bine çıkarmış durumdayız. Sayıları 138 bini aşan orman gönüllülerimiz de sahadaki mücadelemize en büyük desteklerden birisi olacak.”
[eii post_id=”24680″ theme=”1″]
Bakan Yumaklı, tabiatın bütün güzelliğiyle uyanışına şahit oldukları bugünlerde ormanlar için riskli bir eşiğe gelindiğini anımsatarak, istatistiklere göre geçen yıl çıkan orman yangınlarının yüzde 91’inin doğrudan ya da dolaylı olarak insan unsuru taşıdığı bilgisini verdi.
Orman yangınlarının sebebi dışında müsebbibinin de bulunduğunu ifade eden Yumaklı, “Dolayısıyla bu anlamda bu zamana kadar olduğu gibi sıfır tolerans ilkesiyle devam edileceğini, bilerek ya da bilmeyerek doğrudan ya da dolaylı yangına sebep olmanın ağır sonuçları ve cezalarının olduğunu hatırlatmak istiyorum. Vatandaşlarımıza hep beraber riski yönetelim çağrısında bulunuyorum.” diye konuştu.
“DEVLETİMİZİN BÜTÜN KURUMLARI SAHADA HAZIR”
Bakan Yumaklı, vatandaşlardan rüzgârlı havalarda açık alanlarda ateş yakmamalarını isteyerek, şunları kaydetti:
“Piknik sonrası alanın temizlendiğinden ve soğuduğundan emin olalım. En ufak yangın emaresi görüldüğünde de mutlaka ulaşılabilecek bir güvenlik birimine ya da 112’yi arayarak bu ihbarı gerçekleştirelim. Erken müdahalenin çok hayati ve kritik olduğunu ancak en büyük başarının orman yangınının çıkmamasını sağlamak olduğunu da ifade etmek istiyorum. Biz hazırız. Devletimizin bütün kurumları, bütün unsurlarıyla sahada hazır. Vatandaşlarımızdan tek istediğimiz destek, duyarlılık ve dikkat. Yeşil vatanımızı el birliğiyle, dikkatle ve sevgiyle koruyalım.”
ABD’ye kaçtığı belirlenen firari şüpheli Umut Altaş ile tutuklu babası Celal Altaş arasındaki mesajlaşmalar, adli merciler tarafından incelemeye alındı.
Soruşturmanın Munzur Üniversitesi öğrencisi Doku’nun kaybolmasına ilişkin çok yönlü olarak sürdüğü, dosyanın son delillerle birlikte derinleştiği bildirildi.
Dosyaya yansıyan 9 Ocak 2026 tarihli yazışmalara göre, Mayıs 2022’de önce Meksika’ya, ardından yasa dışı yollarla ABD’ye geçtiği belirlenen Umut Altaş’ın babasından 9 bin dolar talep ettiği görüldü.
Mesajlarda, babasının “Size gönderdiğim 150 bin doları geri gönderin” ifadesine sinirlenen firari şüphelinin, “Savcı hanımı arar her şeyi anlatırım. Beni Amerika’ya niye yolladığınızı da söylerim” şeklinde tehditte bulunduğu tespit edildi.
Yine dosyaya giren bir diğer yazışmada Umut Altaş’ın, “Öteceğim her şeyi, göreceksiniz dünya kaç bucak” ifadelerini kullandığı aktarıldı. Yazışmaların, hem Doku’nun kaybolması hem de kaçış sürecine ilişkin kritik detaylar barındırdığı değerlendiriliyor. Soruşturma kapsamında sahadaki çalışmalar da devam ediyor. Tunceli İl Jandarma Komutanlığı koordinasyonunda yürütülen aramalarda JASAT, JAK ve JÖAK ekipleri bölgedeki kırsal alanları tarıyor.
[eii post_id=”23422″ theme=”1″]
Ekiplerin özellikle Mazgirt Peri Suyu hattı ile Pertek’in Koçpınar köyü çevresindeki mağara ve sarp alanlarda yoğunlaştığı, yer altı görüntüleme cihazları ve kadavra köpeklerinin kullanıldığı belirtildi.
Soruşturmada 12 tutuklu, 1 firari
Genişleyen soruşturma kapsamında aralarında eski kamu görevlileri ve yakın çevre isimlerinin de bulunduğu 12 kişinin tutuklu olduğu, Umut Altaş hakkında ise kırmızı bülten çıkarıldığı öğrenildi. Firari şüphelinin yakalanması için uluslararası düzeyde çalışmaların sürdüğü bildirildi.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi grup toplantısında yaptığı konuşmada küresel gelişmelere dikkat çekti. Bahçeli, dünyanın zorlu bir süreçten geçtiğini belirterek ekonomik gerilimlerin ve siyasal fay hatlarının giderek sertleştiğini ifade etti.
Sınırların sabit görünmesine rağmen tehditlerin niteliğinin değiştiğini dile getiren Bahçeli, bu tür dönemlerde toplumsal birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Geçmiş, bugün ve gelecek arasında bağ kurulması gerektiğini belirten Bahçeli, millet olgusunun ortak tarih ve ülkü etrafında şekillendiğini söyledi.
Konuşmasında yaklaşan 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’ne de değinen Bahçeli, bu tarihin Türk milliyetçiliği açısından önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti. Türk milliyetçiliğinin kalıcı bir dava olduğunu vurgulayan Bahçeli, bunun geçici yaklaşımlarla açıklanamayacağını dile getirdi.
[eii post_id=”19978″ theme=”1″]
Irak’taki gelişmelere de değinen Bahçeli, Kerkük’ün Türkmenler açısından tarihi ve vazgeçilmez bir öneme sahip olduğunu belirterek, Türkiye’nin bu konudaki hassasiyetinin sürdüğünü söyledi. Türkiye’nin Irak ile ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini ifade etti.
Avrupa Birliği’ne yönelik değerlendirmelerde de bulunan Bahçeli, yapılan açıklamaları eleştirerek Türkiye’nin bölgesel ve küresel açıdan önemli bir aktör olduğunu vurguladı.
Ankara’nın Ayaş ilçesinde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarında belediye basın sorumlusunun tören alanına alınmadığı iddialarıyla başlayan süreç, idari bir kararla sonuçlandı. Tartışmalara sosyal medya hesabından alışılagelmişin dışında bir üslupla yanıt veren Kaymakam Muharrem Eligül’ün ifadeleri, “kamu görevi ciddiyetiyle bağdaşmadığı” gerekçesiyle soruşturma konusu oldu.
Mülkiye Müfettişi görevlendirildi ve soruşturma başlatıldı
Ankara Valiliği’nin olayla ilgili inceleme başlatıldığını duyurmasının ardından İçişleri Bakanlığı sürece müdahil oldu. Kaymakam Eligül’ün paylaşımında kullandığı ifadeler ve yerel yönetimle yaşadığı polemik nedeniyle bakanlık tarafından mülkiye müfettişi görevlendirildi. Geniş kapsamlı yürütülen soruşturma çerçevesinde, söz konusu paylaşımın devlet memuru vakarına uygunluğu ve idari süreçler mercek altına alındı.
[eii post_id=”12895″ theme=”1″]
Yeni görev yeri Edirne oldu
Soruşturmanın selameti ve ilçedeki çalışma ortamının korunması amacıyla Muharrem Eligül Ayaş Kaymakamlığı görevinden alındı. Yapılan yeni görevlendirme ile Eligül, Edirne Valiliği Hukuk Müşavirliği birimine atandı.